Home » istanbul escort » AMAÇ VE NİYET BÖLÜM 2

AMAÇ VE NİYET BÖLÜM 2

Fakat bazı insanlar, diğerleriyle kıyaslandığında ne kadar iyi bir
hayata sahip oldukları konusunda hiçbir fikirleri olmadan sü-
rekli kendi hayatlarından şikâyet ediyordu. Bu konuda Pearlle
aynı fikirde olmam kolaydı çünkü hâlâ zaman zaman hissetti-
ğim acıya rağmen bana verilen lütuHarı da gözden kaçırmıyor-
dum. Her zaman senden çok daha kötü durumda biri vardı.
Pearl kocasını ve kızını kaybettikten sonra hayatını tekrar
düzene sokmayı başardığında birkaç yıl boyunca kendisini işi
ne adamıştı. Yaptığı işi epeyce seviyordu. Çalışma arkadaşlarını
ve müşterilerini seviyordu, ayrıca orada olmasının bir sebebi-
nin onları mutlu etmek olduğunu hissediyor ve bunu gayet iyi
yapıyordu. Yine de içinde her zaman bir boşluk vardı. Nere-
deyse yirmi yıl boyunca ailesini kaybetmeyi önemsememeye
çalışmıştı.
Bir gün tesadüfen duyduğu bir sözden sonra kendisini iş
saatleri dışında yeni bir toplumsal yardım programı geliştiren
bir müşterisine yardım ederken bulmuştu. Pearl çok da far-
kında olmadan kendini bu işe gitgide daha fazla kaptırmış-
tı. Bunun sebebi, projeyi ve bu insanların yapmak istedikleri
şeyi çok sevmiş olmasıydı. “Yirmi yıldan uzun süreden sonra
hayatımda vine tutku duvuyordum.
Peki, sebebi neydi, biliyor musun?’ diye sordu.
Bekledim. “Bir amacım vardı, gerçek
bir amaç. İşimin içindeki boşluk buydu. Orada bana göre bir
amaç yoktu.”
Bunu kendime uyarlamak benim için hiç zor değildi. Pearl’le
kendi çalışma hayatı geçmişimi paylaştım ve ikisi de bana bü
yük bir tatmin duygusu veren bakıcılık ve müzik alanlarında
Çalışmaya başlayana kadar verdiğim mücadelelerden bahset
tim. Pearl, özellikle daha önce yaptıklarımla kıyaslandığında şu
ahki işimin gerçekten bir amacı olduğu konusunda bana hak
vardi.
Ama o da benim gibi kendisi için doğru alanda olduğu
sürece herkesin işinde kendi amacını bulabileceğine inanıyor
du. Bu sadece bir bakış açısı meselesiydi.
Pearl’ün evinde harika bir kış bahçesi vardı ve kışın, cam
tavanından üzerimize güneş ışığı vururdu. İçerisi aydınlık ve
çok güzel olurdu. Her sabah, tekerlekli sandalyesini iterek onu
kış bahçesine çıkarırdım ve Pearl’ün kucağında köpeklerinden
biri, bazen de üçü birden olurdu. Birlikte, litrelerce taze dem
lenmiş bitki çayı içer, her yeni günün bize getirdiği hediyelerin
keyfini çıkarırdık. Ona, orada olmanın bana hiç çalışmak gibi
gelmediğini söylediğimde neşelenip şöyle dedi: “Elbette, zaten
öyle olmalı. Yaptığın işi sevdiğin zaman bu sana çalışmak gibi
gelmez. Bu sadece benliğinin doğal bir uzantısı olur.”
Parçası olduğu toplumsal yardım projesi, Pearl’ün hayatının
işini bulmasını sağlamıştı. Bir yıl içinde eski işinden istifa edip
kendini tamamen bu yeni rolüne adadı. Başlangıçta maaşı daha
düşüktü ama bu onun umurunda değildi. Fakat zaman içinde
geliri epeyce arttı. “Bazen, atlayışını yapmadan önce, koşup
hız kazanabilmek için başta birkaç adım geri gitmen gereke
bilir” dedi Pearl gülerek. “Para meselesi çok yanlış anlaşılıyor.
Bu yüzden insanlar sonsuza dek yanlış işlerde kalıyor çünkü
sevdikleri işi yaparak para kazanamayacaklarını düşünüyorlar.
Ama tam tersi de olabiliyor. Yaptığın işi gerçekten seviyorsan,
işini daha çok benimsediğin ve daha mutlu bir insan olduğun
için parayı kendine çekmeye daha açık hale gelebiliyorsun.
Tabii düşünce biçimini değiştirmen ve nasıl para kazanacağını
bulmaya çalışmayı bırakman biraz zaman alıyor.
Bir zamanlar bir arkadaşım bunu çok iyi ifade etmişti ve ben
de bunu Pearl’le paylaştım. Biz, parayı çok fazla önemsiyoruz.
Yapmamız gereken şey; ne yapmak, hangi projede yer almak
istediğimizi bulmak ve bu odağa doğru kararlılık ve inanç’a
ilerlemek için çalışmak. Mesele paraymış gibi davranmayın.
Bunun yerine önemli olan içinde bulunduğunuz proje olsun.
O zaman para, sık sık beklenmedik kaynaklardan da olsa kendi
kendine size doğru çekilecektir.
Benim hayatımdaki kırılma anları bunu bana daha önce
öğretmişti. Para akışım kesildiğinde genellikle para eksikliğine
odaklanmış olurdum ve bu yüzden daha fazla eksiklik çeker
dim. Ama günün güzelliğine odaklandığımda, şükredeceğim
şeyleri saydığımda ve yönlendirildiğim şeye ulaşmak için çalış
tığımda ihtiyacım olan her şey yoluma çıkardı.
İstediğim şeyi yapmak için çalışmaya devam edecek cesarete
sahip olmanın en büyük ödııllçrinden birini, ilk albümüm ya
yınlandığında aldım. Zamanlama harika olacaktı çünkü o dö
nemde en sevdiğim ve en düzenli ev bakıcılığı işlerimden biri
ni yapıyor olacaktım ve kayıtları burada yapabilecektik. Burası
koyu pembe renkte, araya sıkışmış bir yağmur ormanına bakan
muhteşem bir evdi. İşin içinde olan herkes için aynı zaman
dilimi boştu. Özellikle de çok meşgul bir adam olan yapımcım
da zamanını ayarlamayı başarmıştı. Diğer müzisyenler de kayıt
programından memnunlardı. Sadece tek bir şey eksikti. Para!
Biraz param vardı fakat yeterli değildi.
Ama içimden gelen ses, sanki gerçekleşecekmiş gibi buna
hazırlanmamı söylüyordu, ben de öyle yaptım. Müzisyenler
den randevular alındı. Zamanımı prova yapmaya ve şarkılarda
ki son değişiklikleri yapmaya adadım. Ama zaman yaklaştıkça
beni bu noktaya getiren inancım geri çekilmeye başladı. İçimin
derinliklerinde, bunu yapmam mümkün olmasaydı buraya
yönlendirilmeyeceğimi biliyordum. Bu yüzden daha güçlü an
larımda içimde her şeyin yolunda gideceğine dair eksiksiz bir
inanç oluyordu. Sonuçta geçmişte de kaderin, yönetimi eline
almasını beklediğim anlar olmuştu. Kendime ve ihtiyaç duy
duğum şeyleri kendime çekebilme yeteneğime inanıyordum.
Ama korku inancımın artık onu örtemeyeceği noktaya kadar
yüzeye çıkmaya başlamıştı.
Pazartesi günü kayda başlamamız gerekiyordu. Cuma ak
şamüstü olmuştu ve hâlâ hiçbir yerden para bulamamıştım.
Korku içimde yükselmeye başladı. Yapımcı, para almadan bu
zamanı harcamayı karşılayamazdı. Diğer müzisyenlerin de
müsait zamanları kısıtlıydı. Paniğe kapılmaya başladığımda
doğrudan meditasyon yastığıma gidip oturdum. Bir anda göz
yaşlarını boşaldı. Tamamen güçlü kalmaya odaklanmış oldu
ğum son birkaç aydır birikiyorlardı. Şimdi ortaya çıkmışlar
dı. İçimi çekerek bütün hayal kırıklıklarımı serbest bıraktım
ve artık bunu yapamayacağımı kabul ettim. Artık hiç gücüm
kalmamıştı. Ben bana gösterilen yönde ilerlemiştim ama artık
devam edemeyecektim. Hepsi birlikte çok zordu. Artık bunu
yapmayacaktım.
Sonra, ah o muhteşem teslimiyet anı! Durum buydu. Yapa
bileceğim daha fazla bir şey kalmamıştı. Artık bunu daha yüce
güçlere bırakmamın vakti gelmişti. Kendimi korku dolu ve
bitkin hissediyordum ve kafamı dağıtmak için dışarı çıkıp bi
raz müzik dinlemeye karar verdim. Tam o sırada durumumdan
haberi olmayan bir arkadaşım telefon etti ve bana, onunla ve
bir başka arkadaşıyla birlikte dışarı çıkıp çıkmayacağımı sordu.
Arkadaşlarım kafesi de olan bir kitapçıya gidiyordu. Bu tek ba
şına gidip bir grubu dinlemekten daha çekici geldiği için kabul
ettim. Kendi kendime durumumu unutup gecenin keyfini çı
karacağıma söz verdim ve mutlulukla evden çıktım. Yarın yeni
bir gündü ve işlerle yarın uğraşabil irdim. Ama bu gece, hepsini
unutmaya ihtiyacım vardı.
Arkadaşım Gabriela kitapların arasında gezinirken ben
de kafenin girişinde oturup onun arkadaşıyla sohbet ettim.
Leanne’le daha önce sadece birkaç yıl önce bir kez karşılaşmış
tık ve o zamandan beri yollarımız bir daha kesişmemişti.

Cevap bırakın