Home » istanbul escort » AMAÇ VE NİYET BÖLÜM 3

AMAÇ VE NİYET BÖLÜM 3

Bana
nerede yaşadığımı sorunca ona ev bakıcılığı işimden bahsettim.
Bu durum oldukça ilgisini çekti ve aynı zamanda ona yardımcı
oldu çünkü kısa süre sonra emlak işine girmeyi planlıyordu ve
şimdiye kadar yaşamış olduğum farklı mahallelerin değerleri
konusundaki fikirlerimi dikkatle dinledi. Leanne sorularına
devam edince, bu hayat tarzını seçmemin sebebinin, kira öde
mek istememem ve yaratıcılık gerektiren işlerde, özellikle de
müzik sektöründe çalışmak istemem olduğunu anlattım.
Leanne çok zor bir boşanma sürecinden geçiyordu ve o da
kendi meselelerini kafasından uzaklaştıran bu konuşmayı en
az benim kadar hoş karşıladı. Böylece sohbetimiz doğal biçim
de akmaya devam etti. Sonra bana albümüm hakkında soru
lar sorunca ben içinde bulunduğum duruma geri döndüm ve
konuşmanın bu konuya kaymasına izin verdiğime pişman ol
dum. Ama ona dürüstçe işlerin ne aşamada olduğunu ve nasıl
umutsuzca bir mucize olmasını beklediğimi anlattım.
Benden ona albümümden daha çok bahsetmemi istedi ve
albümde benimle birlikte çalışan insanlar, hangi enstrümanları
kullanmayı planladığım, müziğimin nereden geldiği ve sahne
ye çıkmaya nasıl karar verdiğim gibi konularda sorular sormaya
devam etti.
Ben de cevap verdim. Sonra bir an bile tereddüt et
meden her zaman sanatı desteklemek istediğini ama kimi des
teklemesi gerektiğini bilemediğini, kendi hayatında berbat bir
dönemden geçtiğini, olumlu bir şeylere ihtiyacı olduğunu ve
pazartesi sabahı ihtiyacım olan parayla evime geleceğini söyledi.
Rahatlama ve mutlulukla gözyaşlarına boğuldum. Buna
inanamıyordum. Hiçbir şey düşünmeden ve kendimi tama
men gözyaşlarına teslim etmemeye çalışarak onu içtenlikle
kucakladım. Albüm çıkacaktı. Para bir şekilde kendisini bana
getirmişti.
Leanne kayıtlar sırasında birkaç kez geldi. Her yeni şarkıyı
kaydederken onun, uzun halının üzerinde uzanıp kulağında
kulaklıklarla bizim çalıp söylediklerimizi dinlemesi harikaydı.
Ama bu süreçten oldukça kopuk görünüyordu. Sanki sadece
bunun gerçekleştiğini görmek ona yetiyordu. O gerçekten çok
güzel ve cömert bir kadındı. Bu olay, hayatımın bundan son
raki her dönüm noktasında bana fazladan güç verdi. Yardım
geliyordu. Bizim sadece yolundan çekilmemiz gerekiyordu.
Bu hikâye Pearlün çok hoşuna gitti çünkü inandığı her
şeyi destekliyordu. “Bu kesinlikle doğru. Korku bizi tamamen
engeller. Para da sadece bir başka enerjidir, hepimize iyilik ve
mutluluk getirmek isteyen bir enerji. Ama biz onu yanlış kul
lanırız, ona güç veririz, peşinden koşarız, ondan korkarız; onu
elde etmek için hayatımızın dengelerini bozarız ve onu takıntı
haline getiririz” diye belirtti. “Aslında soluduğumuz hava kadar
ulaşılabilirdir. Yeterince havamız olup olmayacağı konusunda
endişelenerek vaktimizi boşa harcamayız. Yeterince paramızın
olup olmayacağı konusunda endişelenerek de vaktimizi boşa
harcamamalıyız. Bu sevgi dolu, yaratıcı enerjinin doğal akışını
engelleyen de bu düşüncelerin ta kendisidir.” Onu anlıyordum
ve onunla aynı fikirdeydim.
Pearl toplumsal yardım projesine ilk başladığında fon bul
mak orada çalışan insanlar için sürekli bir endişe kaynağıydı.
Enerjilerinin tümü, paraya neden ihtiyaç duyduklarına değil;
paranın nasıl bulunacağına yoğunlaşmıştı. Neyse ki çalışanları
oluşturan ekip, Pearl’ün felsefesine açıktı. Başlangıçta, projenin
her aşaması için gerekli olan parayı kendilerine çekebilecekleri
konusunda kendilerine çok fazla inanmasalar da Pearl ün inan
cına olan inançları sağlamdı. Böylece gereken paranın geleceği
ne inanarak projenin başarısı için çalışmaya ama bu arada buna
destek olmak için gerekli tüm aktif adımları da atmaya karar
verdiler. Aynı zamanda yapılabilecek hiçbir şey kalmadığında
işleri oluruna bırakmayı ve fonlar geliyormuş gibi çalışmaya
devam etmeyi de öğreniyorlardı. Zaten Pearl’ün sarsılmaz bir
inancı vardı ve bunun sonucunda ekibini inanılmaz ölçüde et-
kiledi.
Kısa süre sonra projeye bir sürü beklenmedik kaynaktan
para akmaya başlamıştı ve bu, çalışanlar arasında büyük bir se-
vinç yaratmıştı. Proje bir başka mahalleyi de içine alacak şekil-
de genişledi ve daha fazla insana yardım etmeye başladı. Birkaç
yıl içinde Pearl ve birkaç kişi daha oldukça iyi para kazanarak
projeyi bir kez daha genişletti. İhtiyacı olan çok daha fazla in-
sana yardım etmeye başladılar ve bu süre boyunca bir an bile
kendilerini çalışıyormuş gibi hissetmediler.
Güneş evin üzerinden geçmiş ve yeniden, az önce ateşi yak-
tığım salona dönmüştü. Pearl çok yorgundu ama eğer dayana-
bilirce akşam olana kadar yatağa girmemesi gerektiğine inanı-
yordu. Gün içinde, ateşin yanındaki kanepede dinleniyordu.
Onu rahat ettirmek için yastıkları yerleştirmiş ve üstüne ko-
caman, yumuşak bir battaniye örtmüştüm. O da Pearl ve evin
tamamı gibi rengârenkti. Pearl kanepeye yerleştiğinde köpekler
de zıplayıp yanına sokuldular. Bu harika bir manzaraydı; Pearl,
köpekler, ateş, evinin renkleri… Bunca yıl sonra net olarak ak-
lımda kalan görüntü de budur.
“Gerçi bu para meselesi, daha çok niyete bağlı” diye fikrini
açıkladı. Ona daha yakın olabilmek için yanına bir sandal-
ye çektim ve dinlemeye devam ettim. “Para, onurlu bir niyet
için istendiği zaman çok daha iyi akar. Proje için para bula-
bilmemizin sebebi, bunun başkalarının iyiliği için olmasıydı.
Elbette, sevdiğimiz işi yaparken para kazanarak, ayrıca hayat-
larımızın bir amacı olmasının keyfini çıkararak biz de bundan
faydalanmıştık.
Pearl, iş hayatımızda bir amacımızın olmasının bu yüzden
çok önemli olduğunu söylüyordu. İşimizde bir amacımız ol
duğunda doğal olarak doğru niyetlerle hareket ederdik. Amacı
olan her iş, bir şekilde başka birilerine de fayda sağlardı. Biz
elimizden gelen her şeyi yaptıktan ve bu akışı korkuyla en
gellemedikten sonra para, bu niyeti desteklemek için gelirdi.
Özelikle orta yaşlı insanlar, içlerinde birçok sorunun yükseldi
ğini hissediyordu ve bir şekilde bu dünyayla işleri aracılığıyla
bir bağ kurma arzusu duyuyorlardı. Bu; Pearl’ün bahsettiği, bir
amaca duyulan doğal ihtiyaçtı.
O, zeki ve bilge bir kadındı ve düşüncelerini özgürce pay
laşıyordu. Sanırım, o ölmek üzere olmasa da aramızda bu ko
lay iletişim olurdu. Pearl sözlerine, ebeveynleri örnek vererek
devam etti. Ebeveynler her zaman kendi değerlerinin farkında
olamayabiliyor ve mutlu çocuklar yetiştirme niyetlerinin başlı
başına herhangi birinin topluma yapabileceği en büyük kat
kı olduğuna inanmıyorlardı. Bu, iyi yetişkinlerin kaynağıydı.
İnsanların, yalnızca bir anne olduğunu söylemesinden nefret
ediyordu; bu hayattaki en önemli şey ve gerçek bir amaçtı.
Aynısı, bahçelerinde dünyanın güzelliğini onurlandıran insanlar
için de geçerliydi.
Perth’te yaşarken tanıdığım çok hoş bir kadını düşünerek,
her sabah tren istasyonuna yürürken onun bahçesinin nasıl
içimi mutlulukla doldurduğumu Pearl’le paylaştım. Tomurcuk
lanan çiçekleri ve rengârenk ağaçlan bana öylesine büyük bir
zevk veriyordu ki sonunda posta kutusuna, bana verdiği bu ke
yif için ona teşekkür eden bir kart atmıştım. Bahçesi gerçekten
de her günü benim için daha güzel hale getiriyordu. Rengârenk
çiçekler ve egzotik bitkiler muhteşem bir simetriyle dizilmişti
ve her gün biraz daha değişerek benim için yeni bir manzara
oluşturuyordu. İnsanlar her zaman diğer insanlara verdikleri
mutluluğun farkında olmazlar..
Devam Edecek.

Cevap bırakın