Home » istanbul escort » BAKIŞ AÇISI MESELESİ

BAKIŞ AÇISI MESELESİ

Son müşterilerimden biri ve üzerimde çok güzel ve kalıcı
bir etki yaratan kişi, bakımevinde yaşayan bir adamdı. Bu
vardiyaları hâlâ tereddütle kabul ediyordum. Kapıdan girer
girmez, insanların içinde bulunduğu durumu görmek kalbimi
kırıyor ve enerjimi düşürüyordu. Bu yüzden sadece evlerinde
baktığım özel müşterilerim konusunda ufukta hiçbir gelişme
görülmediği zamanlarda bu işleri kabul ediyordum. Bu sefer
kabul ettiğime çok memnundum.
Lenny tanıştığımızda ölüme oldukça yakındı. Kızı, bakıme-
vindeki çalışanların babasının görmesini istediği bakımı ver-
mek için her zaman çok meşgul olacaklarını bildiği için beni
ekstra bakıcı olarak tutmuştu. Lenny günün büyük kısmında
uyuyor, birkaç bardak çay içiyor fakat tüm yiyecekleri reddedi-
yordu. Uyandığında yatağın yanına, ona yakın oturmam için
eliyle vururdu çünkü yüksek sesle konuşacak enerjisi yoktu.
“İyi bir hayat yaşadım” diyordu sürekli. “Evet, iyi bir hayattı.”
Bu kesinlikle bir bakış açısı meselesiydi ve mutluluğun
nasıl olaylardan çok seçimlere bağlı olduğunu gösteriyordu.
Lenny’nin hiç de kolay bir hayatı olmamıştı. Hem annesi hem
de babası, o on dört yaşına gelmeden ölmüş, kardeşleri de yıl-
lar içinde ya ölmüş ya da bağlantıları kalmayacak şekilde dağıl-
mıştı. Rita’yla, hayatının aşkıyla yirmi iki yaşındayken tanışmış
ve kendi ifadesiyle göz açıp kapayana kadar’ evlenmişti.
Evliliklerinden dört çocuk doğmuştu. En büyük oğulları Vi-
etnam Savaşı nda ölmüştü ve bu hâlâ Lenny’nin onaylamadığı
bir şeydi. Lenny savaş ve onun mantıksızlığı hakkında ateşli
konuşmalar yapardı. İnsanın nasıl olup da savaşın, sürekli bir
barışı getireceğine inanabildiğim asla anlamayacağını söylüyor-
du. Dünyamızın şu anki çılgınlığı ve mutsuzluğu hakkındaki
düşüncelerini ben de paylaşıyordum. Kısa süre sonra bu harika
adamın zekâsına ve düşüncelerine değer vermeye başladım.
Bakımevi çalışanları arada sırada uğrayıp yemek getirmeyi
teklif ediyordu fakat Lenny her seferinde başını yastıktan kal-
dırmadan sallayıp gülümseyerek bunu reddediyordu. Bir süre
sonra koridorlardaki yoğunluk sona ererdi ve biz kendimizi,
dışarıya ait hiçbir sesten etkilenmeyen, kendi boyutumuzday-
mışız gibi hissederdik.
En büyük kızı Kanadalı bir adamla evlenip oraya taşınmış-
tı. Bundan altı ay sonra bir kar fırtınasında arabasının kont-
rolünü kaybedip ölmüştü. “Parlak bir yıldız” diyordu Lenny.
“O her zaman parlayan bir yıldızdı ve artık sonsuza dek öyle
kalacak.”
Uzun zamandır bu alanda çalışıyordum ve gözyaşları mı
tutmaya çalışmayı uzun süre önce bırakmıştım. Ben geliştikçe
duygularımı da düşünmeden, daha doğal biçimde ifade edebil-
meye başlamıştım. Toplum içinde görüntüyü kurtarmak için
çok çaba harcanır ama bunun çok büyük bir bedeli vardır.
Ayrıca bazen benim duygularımı dürüstçe ifade etmem, ai-
lelerin de gözyaşlarını serbest bırakmalarına olanak sağlayarak
onlara yardım ediyordu. Aralarından bazıları, yetişkin hayatları
boyunca gözyaşlarının akmasına hiç izin vermemiş olurdu. Git-
gide dürüstlüğün daha da ateşli bir savunucusu oluyordum. Bu
yüzden Lenny benimle hikâyelerini paylaşırken yanağımdan bir
damla yaşın süzi’ılmesine engel olmadım. Bu adamın güzelliği
çok özeldi ve hikâyelerini anlatış biçimi bunu tetikliyordu.
Lenny’nin en küçük oğlu dünyaya karşı aşırı hassastı ve bir
akıl hastalığının pençesine düşmüştü. O zamanlar destek sis-
temleri bugünkü kadar iyi değildi ve eğer aile bununla kendi
başına başa çıkamıyorsa hastalar akıl hastanelerine kapatılıyor-
du. Lenny ve Rita, Alistairı evlerinin sevgi dolu ortamında tut-
mak istemişlerdi fakat doktorlar buna izin vermemişti. Alistair
hayatının geri kalanını uyuşturulmuş halde bir hücrede geçir-
mişti ve Lenny bir daha onun gülümsediğini hiç görmemişti.
Hayattaki tek kızları kocasının inşaat işleri yaptığı Dubai’de
yaşıyordu. Ben oradayken bakımevini aradı ve onunla konuş-
tum. Onunla telefonda konuşmak hoştu fakat babasının yanı-
na gelemiyordu.
Hayatının aşkı Rita, Alistair ı sağlık sistemi yüzünden kay-
bettikten birkaç yıl sonra, kırklarının sonunda ölmüştü. Rita ya
teşhis koyulmasıyla ölümü arasında sadece birkaç hafta vardı.
Yine de bu harika adam bana iyi bir hayat yaşadığını söylüyor-
du. Gözyaşları arasında bunu nasıl böyle görebildiğini sordum.
“Ben sevgiyi öğrendim ve bunca yıldır o sevgi bir gün bile ek-
silmedi” dedi bana.
Vardiyamın bitiminde eve gitmek istediğimi fark ettim
ve zaten Lenny’nin de dinlenmesi gerekiyordu. Bakımevi-
ne giderken her gün Lenny’nin hâlâ orada olması için dua
ediyordum. Bu bir açıdan çok zordu. Lenny’nin gitmek ve
bir kez daha Rita ve kaybettiği çocuklarıyla bir arada olmak
istediğini biliyordum. Bu açıdan onun çabucak aramızdan
ayrılmasını istiyordum. Fakat kendi gelişimim ve aramızdaki
bağlantıyı düşününce olabildiğince uzun süre yanımda kal-
masını istiyordum.
Söylediğine göre çok fazla çalışmıştı. Ama bu, zamanla acı-
sını köreltmişti ve Lenny kayıplarıyla baş etmenin başka bir
yolunu bilmiyordu. Daha sonraki yıllarda Dubai’deki kızı
Rose’un tavsiyesiyle yardım almış ve bu konuda konuşabil-
meyi öğrenmişti. Kayıpları hakkında konuşabilmek onu iyi-
leştirmişti ve artık özgürce hayatından bahsedebiliyordu. Ona
bunun için şükrettiğimi söyledim.
O da benden kendi hayatımı anlatmamı istedi ve genç bir
kadının sahip olduğu her şeyi satıp, arabasına atlayıp ne getire-
ceğini hiç bilmediği yeni bir hayata doğru yola çıkmasını çok
etkileyici buldu. Ve tabii, bunu bu kadar sık yapmasını da.
Ona ilk ciddi ilişkimin hayatımı ne kadar çok etkilediğini
anlattım. Tabii o zamanlar da içimde şu anki benliğimin par-
çaları vardı, sadece her zaman olacağı gibi, henüz keşfedilmeyi
bekliyorlardı. Fakat o dönemde yaşadığım baskı, bilinmeyen
hayata umutsuz bir çağrı yaratmış gibi görünüyordu. En so-
nunda ilişkim bittiğinde daha önce hiç bilmediğim bir özgür-
lük hissetmiştim. Onunla tanıştığımda henüz çok gençtim ve
yetişkin hayatının özgürlüklerini gerçek anlamda tanımaya hiç
fırsatım olmamıştı. İlişki bittiğinde yirmi üç yaşındaydım ve
yirmi üç yaşındaki herkesin yaptığı şeyi yapmaya, eğlenmeye
başlamıştım.
Bundan birkaç ay sonra bir arkadaşımın düğünü için altı
saatlik bir araba yolculuğu yaparken içimde kendini evinde
hisseden bir parçam olduğunu keşfettim. Bir parçam yollara
aitti ve bu her zaman devam etti. Benim için uzun saatler bo-
yunca araba kullanmak dünyadaki en doğal şeylerden biriydi.
O zamandan sonra özgürlük, benliğimin en önemli parçaların-
dan biri haline geldi ve ben hayatımı buna göre şekillendirdim.
Elbette özgürlük düzenli bir hayatta da elde edilebilirdi. Bu
her şeyden çok zihnin bir haliydi. Kendin olabilme özgürlüğü,
tüm özgürlüklerin en muhteşemiydi ve bu yaşadığın kentten
ya da mahalleden bağımsızdı.
Lenny birçok çiftin, birbirinin sahibi olduğunu düşündü-
ğünü söyledi. Her ilişkide, özellikle de çocuklar varsa, biraz
fedakârlık ve verilen sözlere ihtiyaç olsa da herkesin kendine ait
bir kimliği koruması kendisine bağlıydı. Lenny içten bir me-
rakla hayatım hakkında sorular sormaya devam etti ve bu işi
bırakmayı düşündüğümü söylediğimde beni dikkatle dinledi.
“Evet” dedi Lenny. “Önünde seni bekleyen, tüm zamanını öl-
mek üzere olan insanlarla geçirmeyeceğin, güzel bir hayat var,
Bronnie. Yaşayanların arasına geri dön.” O harika bir adamdı
ve sözleri karşısında gülümsedim.

Cevap bırakın