Home » istanbul escort » BASİTLİK

BASİTLİK

ataşehir escort bayanNormal olarak ölmekte olan kişilerin aileleri, müşterileri
min son haftalarında çok büyük acılar çekiyordu. Ailelerin
yaşları genellikle kırkların başlarından ellilerin sonlarına kadar
değişiyordu, yani birçoğunun kendi çocukları da oluyordu.
Anne ya da babalarını kaybetme korkusu ve belki de kendi
acılarından duydukları korku, bazı yoğun hareketleri tetikler
di. Bu, ölümü saklı tutmaya çalışan bir toplumda yaşamanın
ne kadar zararlı olduğunu bana sık sık hatırlatan şeylerden bi
riydi. İnsanlar, sadece ortaya çıkan duygularının yoğunluğuna
hazırlıksız yakalanmakla kalmıyor; aynı zamanda umutsuzca
korkuyor ve kırılgan hale geliyordu. Bu aileler için daha da
geçerliydi. Müşterilerim, ölmeden önce huzuru buluyordu. Ama
çocukları genellikle korku ve panik tarafından yönetilen tama
men kontrol dışı davranışlar sergiliyordu.
İnsanların şahsi alanları olan evlerde çalışmak hana çok faz
la ailenin hayat tarzını ve iç dinamiklerini gözlemleme fırsatı
verdi. Bu bana neredeyse her ailenin farklı seviyelerde mücade
leleri, iyileştirmeleri gereken yaraları ve birbirlerinden almaları
gereken dersleri olduğunu öğretti. Bazıları, kimlerin neleri
tetiklediğinden bile oldukça habersizdi. Ama eninde sonunda bu
noktaya gelirlerdi. İki kardeşin birbirlerine karşı sabırsız
davrandığını ya da kızgın olduğunu gördüğümde saygıyla bunun
dışında kalır ve duruma elimden geldiğince şefkatle yaklaşma
ya çalışırdım.
Kontrol meseleleri de bu dönemde en üst seviyeye çıkardı.
Genellikle kardeşlerden biri her şeyi kontrol etmek isterdi: Evin
düzeni, alışveriş listeleri, bakıcılar, yaklaşan cenaze ve geri
kalan her şey. Diğer kardeşler katkıda bulunmak istediğinde ya da
söylemek istedikleri bir şey olduğunda bazen tartışmalar çıkardı.
Herkesin katkıda bulunmaya hakkı vardı ve özellikle kalan
zaman azaldıkça bu arzu herkes için çoğalırdı. Fakat genellikle
ailedeki kontrol düşkünü kişinin yönetme ihtiyacı da yoğunla
şırdı. Korku kaynaklı bu güç gösterilerini ya da güç kazanma
girişimlerini izlemek gerçekten çok yürek burkucu olurdu.
Fakat benim için her şeyden önemli olan, müşterimin iyi
liğiydi. Bu yüzden Charlie’nin yatağının başucunda bir çığlık
yarışının başlayıp gitgide yükseldiğini duyduğumda hemen
oraya gittim. İki yetişkin çocuğu, Greg ve Maryanne yatağının
iki yanından kontrollerini kaybetmiş halde birbirlerine bağı
rırlarken, sevgili müşterim yatağında yatıyordu. “Lütfen, bu
kadarı yeter” dedim nazik ama kesin bir ses tonuyla. “Buna
devam edecekseniz, diğer odaya geçin. Babanıza bir bakın. Tanrı
aşkına! Orada yatmış, ölüme gidiyor.”
Maryanne gözyaşlarına boğularak babasından özür diledi.
Charlie sakin ve huzurlu bir adamdı ve görünüşe göre her
zaman öyle olmuştu. “Sürekli benimle zıtlaşıyor” dedi Maryan
ne erkek kardeşi hakkında. Çok güzel mavi gözleri ve harika,
uzun, siyah saçları vardı. Kendi kendime bir oyuncu olması
gerektiğini düşünmüştüm. Ama gözleri ağlamaktan kıpkırmı
zıydı ve çok üzgün bakıyordu.
Greg hiç duraksamadan, öfkeyle karşılık verdi: “Vasiyetna
mede neden senin de benimle eşit hisseye sahip olman gerek
tiğini anlamıyorum. Sen taşınıp gittin. Benden daha az çaba
harcadın. Ben çok daha fazla çalıştım ve annem öldüğünden
beri her zaman babamın yanında oldum.” Greg ve yürüttüğü
bu mantık için içim acıyla doldu. Bu sözler; içindeki kırılgan,
yaralı ve küçücük bir oğlan çocuğunu görünür kılıyordu. İki
sinin de babalarına benzeyen yanlarını görebiliyordum fakat
Greg daha çok annesine benziyor olmalıydı. Saçları kahveren
giydi ve teni de kız kardeşininkinden daha açık renkti. Ama o
ağlamıyordu. Greg kızgındı.
Ne yapmamı istediğini anlamak için Charlie’ye baktığımda
büyük, mavi gözlerinde üzgün bir bakışla bana omuz silkti.
Onları dışarı çıkarırken, “Bence şu anda en iyisi, ikinizin de
odadan çıkmanız. Bunun kimseye bir faydası yok, özellikle de
babanıza” dedim. Çay yaptım, hep birlikte mutfakta oturduk
ve konuşmalarını dinledim. Maryanne’in söyleyecek pek bir
şeyi yoktu ve bunun nedenini sorduğumda tartışmaya değ-
meyeceğini söyledi. Fakat birbirlerine söyledikleri yaralayıcı
sözlerin altında hâlâ birbirlerine karşı duydukları sevgiyi
görebiliyordum. Dürüstlüğün kendi ailemde durumu ne kadar
iyileştirdiğini düşünerek onları konuşmaya teşvik ettim.
Örneğin benim de babamla ilişkim bir zamanlar çok fırtınalı
ve benim için acı doluydu. Ama dürüstlük, şefkat ve
zamanla çok daha güzel bir noktaya ilerlemişti. Artık saygılı,
eğlenceli ve sevgi dolu bir arkadaşlığımız vardı. Bir zamanlar
bunu hayal bile edemezdim ama iki taraf da hâlâ birbirini se
viyorsa ve buna istekliyse bütün ailevi ilişkiler iyileşebiliyordu
ve bizde gerçekleşen bu olmuştu. Greg ve Maryanne arasında
hem sevginin hem de birbirleri tarafından anlaşılma ihtiyacı
nın olduğu çok açıktı. Sadece görüşleri acıyla bulanmıştı.
İkisi de şikâyetlerini paylaştıktan sonra onlara birbirlerinde
sevdikleri şeylerin neler olduğunu sordum. “Hiçbir şey!” diye
cevap verdi Greg hırçın bir tavırla. Ben birkaç espriyle ortamı
yumuşatınca çok geçmeden aklına bir şeyler gelmeye başladı.
Aynı şekilde Maryanne de birkaç şey söyledi. Egoları, özellikle
de Greg’in egosu buna karşı savaşıyordu çünkü kardeşinden
nefret etmek istiyordu. Ama beni bunu önermeye iten şey,
kendi ailemden birkaç kişiyi düşündüğümde bunun işe yara-
dığını hatırlamamdı. Onlarla ilişkimin en acı verici hale geldi
ği yıllarda onlar hakkında hoşuma giden ve sevdiğim şeylere
odaklanmaya çalıştım. Başlangıçta ben de Greg gibi bir şeyler
bulmakta güçlük çekiyordum. Ama konuşan ve onlardaki iyi
şeyleri görmemi engelleyen şey sadece açımdı. Sonra, bu acının
gitmesine izin verdiğimde, hayat tarzlarımızdaki farklar
yüzünden çok yakın bağlantılar kuramayacak olsak da hepsinin
düzgün ve iyi yürekli insanlar olduğunu gördüm.
Geçmişte iyi niyetle yaptıkları şeyleri hatırlayabiliyordum.
Ne yazık ki bunların bazıları daha sonra bana karşı kulla
nıldıysa da başlangıçtaki niyetleri iyiydi. Ayrıca artık kendi
tarzlarında beni sevdiklerini göstermeye çalıştıkları bazı
durumları da fark edebiliyordum. Ama ben o kadar yaralıydım
ki onları azarlamış ve kendimden uzaklaştırmıştım. Yanlış
anlaşılmaların altında hepsi, her zaman kişinin iyi yüzünü
gölgeleyen şeylerin altında olduğu gibi, aslında güzel insanlardı.
Ve o gün, Greg ve Maryanne’in anlaşmazlıklarını çözme sırası
gelmişti.
Greg’in, istediği hayatı yaşayacak cesarete sahip olduğu için
kız kardeşine yıllardır gücenmiş olduğu ortaya çıktı. Greg in
de kendisi için aynı şeyi yapmasını engelleyen Maryanne değil
di. Bu, Greg’in ta kendisiydi. O akşamüstü birçok duygu açığa
çıktı ve günün sonunda, birbirlerinin en iyi arkadaşı oldukları
söylenemese de, başlangıca göre epeyce yol aldıkları kesindi.
Her ikisi de gitmeden önce Charlie’yle biraz yalnız vakit geçir
di. Sonra tekrar Charlie’yle yalnız kaldık.
Onlar gittikten sonra odaya gittiğimde Charlie başını sallayarak
ve hafifçe gülerek bana baktı. “Evet, sevgili kızım. Bu
yirmi yıldır biriken bir şeydi. Yanardağın ne zaman patlayaca
ğını hep merak etmiştim’ diye kıkırdadı. “Bunun ben ölmeden
önce olmasına sevindim. Belki de onların yeniden arkadaş
olduklarını görebilirim.”
Pencerenin dışındaki yerel ağaçlarda kuşlar şarkı söylüyordu
ve turuncu bir kelebek uçup gitti. İkimiz de gülümseyerek
onu izledikten sonra sohbetimize devam ettik. Charlie bana,
çocukken ne kadar yakın olduklarını, Greg’in nasıl küçük kız
kardeşine her zaman göz kulak olduğunu, Maryanne’in de
ağabeyini gözünde nasıl kahramanlaştırdığını anlattı.

Cevap bırakın