Home » istanbul escort » DÜRÜSTLÜK VE TESLİMİYET BÖLÜM 4

DÜRÜSTLÜK VE TESLİMİYET BÖLÜM 4

Bundan iki ya da üç gün önce parmaklarının çok fazla
şiştiğini ve nikâh yüzüğünün parmağında büyük bir baskı
oluşturduğunu görmüştüm. Yüzük sanki parmaktaki kan dolaşımını
engelliyormuş gibi görünüyordu, işverenimi aradığımda bir
hemşire bana yüzüğü çıkarmam gerektiğini söyledi. Cieorge
onun yanında yatakta uzanırken ben de su ve sabunla, zarar
vermeden yüzüğü çıkarmaya çalışıyordum. Bunu yapmam o
kadar uzun sürdü ki hem George hem de Stella ağlamaya
başladı. O anda kendimi şeytanın avukatı gibi hissetmiştim; fakat
sonunda yarım yüzyıldan uzun süredir orada duran aşklarının
sembolünü çıkarmayı başardığımda ben de ağlıyordum.
Her zaman harika bir adam olan George, ona çok uzun
zamandır evliliklerinin bir parçası olan özel ve sevgi dolu bir
isimle sesleniyordu. Belki de son kez birbirlerinin kollarında
uzanıp çok nadir ve özel bir yakınlık anını paylaşırlarken
odadan çıktım. Banyoda ağlayarak dururken ikisinin arasındaki
derin sevginin tanığı olabildiğim için büyük bir lütfa mazhar
olduğumu hissettim. Bu, daha önce gördüğüm hiçbir sevgiye benzemiyordu.
İkisi de birbiri için gerçek birer dosttu ve
ikisi de herkese, özellikle de birbirlerine karşı daima nazik ve
düşünceli insanlar olmuşlardı. Ama yine de nikâh yüzüğünü
Stella’nın parmağından sonsuza dek çıkarırken ikisinin de
ağladığını görmek benim için çok acı bir deneyim olmuştu.
Stella ve George’un oğlu ve kızları, onları düzenli olarak
ziyaret ediyordu ve artık zaman daraldıkça bu ziyaretler
dahada sıklaşmıştı. Çocukların hepsini seviyordum. Hepsi de
birbirlerinden çok farklılardı. Ama her biri iyi ve sevgi dolu
insanlardı. Fakat kızlarından biriyle hepsinden fazla yakınlık
kurmuştum.
Bir gün işteyken hava aniden soğuyuverdi ve ben yeterince
sıkı giyinmediğimi fark etim. George, Stellanın hırkalarından
birini giymem konusunda ısrar etti. İkisi de hırkanın bana ne
kadar yakıştığı konusunda hemfikirdi. Giyim tarzınıza uygun
olmadığı için dükkânda farkına bile varmayacağınız cinsten bir
hırkaydı. Ama giyer giymez, ona âşık olurdunuz. O gün Stclla
da dâhil bütün aile, hırkanın bende kalması gerektiğini söyledi.
Yıllar sonra, o hırkayı hâlâ giyiyorum. Sevgili Stellamız
gerçek bir tarza sahipti.
O gece, ben evimde uyurken Stella komaya girdi. Ertesi
sabah işe gittiğimde karşımda hüzünlü bir ev vardı. George
ve oğulları David oradaydı. Yumuşak bir rüzgâr yatak odasına
girerken George güzel karısının yanına uzandı. Eli, karısının
artık soğumakta olan elini tutuyordu. Stella hâlâ hayattaydı
fakat bu gibi vakalarda ölüm yaklaştıkça vücudun uç kısım-
larındaki kan dolaşımı bundan etkilenirdi. Stella nın ayakları
da sıcaklıklarını kaybetmişti. David sandalyede oturmuş
diğer elini tutuyordu. Ben de yatağın ayakucundaki sandalyeye
oturup ayağını tuttum. Sanırım benim de ona dokunmaya
ihtiyacım vardı.
On iki saatlik derin bir komanın ardından Stella gözlerini
açtı ve tavandaki bir şeye bakarak gülümsedi. George doğrulup oturdu.
“Gülümsüyor” dedi şaşkınlıkla. “Bir şeye gülümsüyor.”
Stella artık hiçbirimizin farkında değildi. Fakat kime ya da
neye yönelttiğini bilmediğim o gülümseme, içimdeki bir şeyi
bir daha hiç geçmeyecek biçimde yerleştirdi. Beni normal
insanların düşünebileceğinden çok daha muhteşem yerlere gö-
türen meditasyonlar yaptığım için ölümden sonraki yaşamdan
hiçbir zaman şüphe etmemiştim. Fakat gözleri açık, tavana
doğru gülümserken Stellanın yüzündeki mutluluğu gördüğümde
artık hiçbir şeyin beni bu inançtan vazgeçilmeyeceği-
ni anladım. Buradan sonra gidilecek ya da dönülecek bir şey,
kesinlikle vardı.
Stella gülümsedikten sonra hafifçe iç geçirdi, gözleri
yeniden kapandı ve sonrasında her şey sessizleşti. George ve Da-
vid, onaylamam için bana baktı. Daha önce sadece Ruth’un
ölümüne tanık olduğum için bunun ardından derin bir nefesin
gelmesini bekliyordum ama bu olmadı. “Öldü mü? Öldü
mü?” diye soruyorlardı, büyük bir umutsuzluk ve yürek
parçalayıcı bir hüzünle.
Boynuna dokunup nabzını bulmaya çalıştım fakat kendi
kalbim öyle kuvvetli atıyordu ki bulabildiğim tek ritim bu
oldu. Çok büyük bir baskı altındaydım ve ne yaptığım
hakkında hiçbir fikrim yoktu. George ve David, umutsuzca bana
bakıyordu. Stella nın öldüğünü ilan ettikten sonra bir iki gün
daha yaşamasını, hatta son bir nefes almasını bile istemiyordum.
Ben de bir işaret görebilmek için dua ettim.
Ona bakarken üzerime bir sükûnet çöktü ve o an öldüğünü
anladım. Aramızdan ayrılışı öylesine yumuşak, zarif ve nazik
olmuştu ki ilk anda fark edememiştim. Ama o anda içimde
hissettiğim sevgi dalgası, artık gittiğini doğruluyordu. Başımı
salladım ve George’la David hemen odadan çıktılar. George
çok sevdiği karısının aramızdan ayrıldığını anladığında evde
yürek parçalayıcı bir hıçkırık duyuldu. Ben Stella nın yanında
sessizce oturdum, sonra benim de gözyaşlarını dökülmeye
başladı.
Birkaç saat sonra ailenin diğer üyeleri de geldiler ve
detaylarla uğraşılmaya başlandığında birbirimizle vedalaştık. Sabah
artık çok sıcak bir güne dönüşmüştü ve ben kendi kendimle
ne yapacağımı düşünüyor ve aslında sadece dikkatimi
dağıtabilecek yüzeysel bir şeyler arıyordum. Hâlâ onca yol tepmiş
olan cipimi kullanıyordum ve artık doğru düzgün kapanması
için sürücü kapısını hızla çarpmam gerekiyordu. Kapı bir
süredir bu haldeydi. O gün de kapıyı hızla kapadığımda kapıdaki
cam bir anda yüzlerce parçaya ayrılıp kapıdan içeri döküldü.
Hâlâ sabahki olayların etkisiyle kendimi donuk hissederken
parçalanmanın sebep olduğu büyük gürültü iyice sinirlerimin
gerilmesine sebep olmuştu. Bir süre oturup manzarayı izledim.
Artık birkaç küçük parça dışında camsız olan pencereden dışarı
baktım ve belki de o an benim için en iyisinin eve gitmek
olduğunu kabul ettim.
Yeni camın gelmesi üç gün sürdü. Ben de o günleri evde
ve limanda geçirdim. Bu süre boyunca sürekli Stella’ya beni
eve gönderdiği için teşekkür ettim. Bu, sadece olduğum gibi
olmamı sağlamanın en iyi yoluydu. Bundan birkaç ay sonra
Therese’den, Stella nın özel bir yakınlık kurduğum kızından bir
mektup aldım. Stella öldükten sonra bir gün, Iherese sokakta
yürüyor ve doğal olarak annesini düşünüyormuş. Kocaman,
beyaz bir kakadu uçarak öyle yakınından geçmiş ki Iherese
kanatlarının yarattığı rüzgârı hissetmiş. Stella, bize böyle mesajlar
gönderebilecek türde bir kadındı ve Therese nin mektubunu
okurken çok mutlu olmuştum.
Bundan bir yıl kadar sonra aileyi bir akşam yemeğinde ziyaret ettim.
O geceyi sabırsızlıkla bekliyor ve sevgili George’u
tekrar görmeyi ve nasıl olduğunu öğrenmeyi çok istiyordum.
Yemeğe Iherese ve kocası da geldi. Akşam çok güzel başladı ve
George’un briç oynadığını, başka hobiler edindiğini ve epeyce
sosyalleştiğini duymak çok hoşuma gitti. Sonra bir şekilde
yemekteki sohbetimiz dönüp dolaşıp yalanıma geldi.
Therese,annesinin ölümünün daha önceki hastalanma kıyasla ne ka-
dar farklı olduğu hakkında sorular sormaya başladı.
Bu, onlara karşı içimi dökmem ve Stella’ya bakmaya başladığımda
aslında ne kadar deneyimsiz olduğumu söylemem için büyük
bir fırsattı.
Bunu pek fazla umursayacaklarını hiç zannetmiyordum;
çünkü aldıkları hizmetten son derece memnunlardı. Fakat bir
türlü içimi dökemedim; çünkü George orada olmamdan öyle
memnundu ki yeniden hepimizin bir arada olmasının ne kadar
güzel olduğunu söyleyip duruyordu. Eminim ki bu, ona
yeniden Stellayı hatırlatıyordu. O gece Ilıerese’yi yalnız
yakalayıp hikâyenin tamamını anlatmayı çok istediysem de bu
şansı yakalayamadım.
Sonra hayat hızla akmaya başladı ve o akşamın ardından
iletişimimiz kesildi. Gerçi bundan birkaç yıl sonra aileyle
tekrar bir araya geldik ve ben bu kez, onlara deneyimsizliğim
ve en başından onlara doğruyu söylememiş olduğum
için ne kadar üzgün olduğum konusunda doğruları söyleme
fırsatını elde ettim. Bunu hiç sorun etmeden kabul ettiler ve
beni de affettiler. Ayrıca deneyimsizliğimi empati ve şefkatimle
fazlasıyla telafi ettiğimi de söylediler. Daha en başından,
Stella’nın bakıcısı olmak için en doğru kişi olduğumu
hissetmişlerdi ve gerçekten öyle de oldu. Yeniden bir araya
gelmek ve paylaştığımız şeyleri hatırlamak çok hoştu.
Her kış hâlâ o hırkayı giyiyor ve bazen Stellayı düşünüyorum.
Geçen kış, Stella’nın bana verdiği bir kitabı yeniden okurken
onu giyiyordum ve bir anda durup aklıma gelen güzel
anılarla gülümsedim. Bu iş kesinlikle bir sürü harika insanla
tanışmama olanak sağladı.
Fakat her koşulda, yalan söylemek benim için çok önemli
bir ders oldu. Srella’yla geçirdiğim zamandan sonra bir daha
hiçbir müşterime yalan söylememeye karar verdim. Önemli
olan, hatamdan ders almış olmamdı. Ben dürüst bir insanım
ve dürüstlüğün yolunda yürümek ne kadar zor olursa olsun,
benim rahatça ilerleyebildiğim tek yol bu.
Yaşadığım şeylerden ders almış olmam kendimi affetmemi
sağladı ve bu, bağışlamanın en harika yoluydu.

Cevap bırakın