Forum Anadolu  

Geri git   Forum Anadolu >
❁-'-.-'-.-'-.-'-Kültür, Sanat, Tarih-'-.-'-.-'-.-'-❁
> Tarih-Coğrafya > Osmanlı Tarihi
Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et |

Konu otomatik olarak her 5 saniyede güncellenmektedir. Automatic thread refreshing has been stopped because you appear to be idle. Un-Idle - Yeniden yükle
Ağaç Şeklinde Aç6Beğeni
  • 3 ekleyen mavidüşler
  • 1 ekleyen tekamul
  • 2 ekleyen tekamul

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
Okunmamış 04-03-2013   #1
Uzman Üye
 
mavidüşler - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mavidüşler isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Anadolu Kültür Platformu
Üye No: 224
Üyelik: Mar 2013
Mesajlar: 1,383
Konular: 599
Aldığı Beğeni: 1878
Beğendikleri: 3336
Rep puanı: 24692
Rep gücü: mavidüşler has a reputation beyond reputemavidüşler has a reputation beyond reputemavidüşler has a reputation beyond reputemavidüşler has a reputation beyond reputemavidüşler has a reputation beyond reputemavidüşler has a reputation beyond reputemavidüşler has a reputation beyond reputemavidüşler has a reputation beyond reputemavidüşler has a reputation beyond reputemavidüşler has a reputation beyond reputemavidüşler has a reputation beyond repute
Standart Osmanlı Ailesinde Gündelik hayat



Osmanlı Ailesinde Gündelik hayat


Büyük Osmanlı'nın Küçük Kopyası ''Osmanlı Ailesi''





“Türkler, hiçbir zaman Avrupalılarda görülen laubaliliğe düşmezler. Herkes kendi mevkii ve sırasını bilir. Bütün ülkede herkes, kendinden bir rütbe üstün olana karşı tam bir hürmet duygusu besler. Kendisi de daha alt rütbelerden aynı hürmeti görür. Evde ve yakınları arasında olduğu gibi, yaş ve rütbece üstün olanlara karşı cemiyet içinde de aynı ciddiyet, aynı vakar ve aynı terbiyeye riayet edilir.”

Bir aileyi incelemek ve anlamak aslında o ailenin mensup olduğu toplumun tamamını incelemek ve anlamak demektir. Çünkü toplulukları aileler meydana getirdiği için aile, devletin küçük bir modelidir. Ailede çocuklar üzerinde babanın otoritesi, devleti yöneten hükümdarın millet üzerindeki otoritesine benzemektedir.

Türk aile yapısı tarihi süreç içerisinde çeşitli aşamalardan geçmiştir. Ailedeki en büyük ve önemli değişim kuşkusuz, Türklerin İslâmiyet’i kabulünden sonra yaşanmıştır.

Osmanlı toplumunda yüzyıllar boyunca temel birim aile olmuştur. Şeriatın kendilerine tanımış olduğu alan içerisinde, kendi hayat ve geleneklerini devam ettiren milletlerden oluşan bu toplumda; babanın öncelikli söz sahibi olduğu aile tipi hâkimdir. Çok eşlilik yok denecek kadar az olduğu gibi, mahallî gelenekler bilinenden daha çok değer arz etmektedir. Bu aile tipinde koruyucu hukuk ahlak ile yoğrularak adaleti temin eder. Kadın-erkek-çocuk üçlüsünün kendine has dengesi ve ilişkiler düzeni vardır.

Bu aileler koruyucu kalkan vazifesi gören kendi güzelliği, gizemi ve mahremiyeti olan mahallelerde yerleşmişlerdir. Osmanlı mahalleleri; birbirini tanıyan, belirli ölçülerde birbirinin davranışlarından sorumlu, birbirine kefil insanların dayanışma içinde yaşadığı alanlardır. Osmanlıların kendi tarifiyle mahalle; aynı mescide ibadet etmeye giden ailelerin beraber ikamet ettikleri, şehri birbirinden ayrılan halkaların oluşturduğu alanlardır. Bu alanlarda yaşayan Osmanlı ailesi, devlet nezdinde bir takım yükümlülüklere karşı da birlikte mesuldürler.

Belgelere göre Osmanlı ailesi; çoğunlukla etrafı meyveli ve meyvesiz çeşitli ağaçlarla çevrili bir avluya açılan evlerde yaşamaktaydılar. Bu evlerin büyük çoğunluğunun “fevkanî ve tahtânî”(alt ve üst katları olan) olarak ifade edilen iki katlı evler oldukları görülmekteydi. Evler çoğunlukla bir göz ya da iki göz odadan oluşmaktaydı. Nadir olarakta üç gözlü evlerin inşa edildiği de görülmüştür.

Aileyi koruyan hukuk sistemi


Günümüzde Osmanlı toplumu üzerine Şer‘iyye Sicilleri kullanılarak yapılmış olan araştırmalara göre; Osmanlı aile yapısı ve aile hukukunun tamamen İslam hukukuna göre düzenlendiği anlaşılmaktadır. Üstelik bu hukuk Müslim-gayrimüslim ayrımı gözetilmeden uygulanmaktaydı.

Kendi inançları gereği, Müslüman ve gayrimüslim aileler tek bir aile hukukundan istifade edebildiklerinin yanında nüfus yapıları, ekonomik faaliyetleri, ailelerin yaşadığı mekân, giyim-kuşam gibi temel alanlardaki farklılıkları rahat yaşayabiliyorlardı.

Osmanlı toplumunda bir ailenin kurulması için; kız ile erkek tarafının anlaşarak evlenmeye karar vermeleri ve bunu şahitler aracılığıyla kadı huzurunda tescil ettirmeleri yeterli olmaktaydı.

Ebeveynlerden birinin ölümünde ya da boşanmalarda maddî ve manevi olarak en fazla mağdur olanlar her zaman küçük çocuklardır. Osmanlı düzeni içerisinde anne veya babası vefat eden ve kimsesi olmayan bu çocukların gelecekleri için bir takım tedbirler alan hukuki kaideler de usulüne uygun tatbik edilmiştir. Bu durumdaki çocukların hak ve hukuklarına sahip çıkmak ve mallarını idare etmek üzere, her yönden emin, dürüst ve güvenilir insanlar “vasî” tayin edilmekteydi. Şer’iyye Sicillerinde bu insanlar tanımlanırken: “Sadakât ve istikamet ile ma‘rûf ve her vechile umûr-ı vesâyeti rü‘yete kadir idüği zeyl-i hüccetde muharrerü’l-esâmi-i müslimîn ihbârlarıyla zâhir ve mütehakkık” veya “emanet ile ma’rûf istikamet ile mevsuf ve her bir vecihle umûr-ı vesâyet uhdesinden gelmeye kâdir” ibareleri kullanılmaktaydı.

Baba “ehl-ü iyalini”, “ilm-ü tedbir” ile yönetir


Osmanlı klasik devirlerinden günümüze ulaşan ahlak risalelerine göre; ailenin fertleri özellikle baba ev idaresi ilmi anlamına gelen “ilm-ü tedbiri’l-menzil”i çok iyi bilmelidir. Çünkü bu ilim dünyada haysiyet, ahrette de saadete vesiledir. İyi bir baba, eşi ve çoluk çocuğu üzerindeki bütün tasarrufunu Allah’ın rızasına uygun bir şekilde başarıyla kullanan erkektir. Bu erkek “ehl ü ıyalinin terbiyesinde iyi bir yönetici ve doktor” gibi olmalıdır.

Kadın ise sağlıklı, iffetli ve güzeldir. Aynı zamanda erkeğine itaatkârdır. Çocuk, büyüklerine, anne ve babasına itaatkârdır. Bu yüzden Osmanlı toplumu güçlü ve padişahına itaatkârdır. Bu itaat kültürü yöneticilerin himayesi olarak topluma yansımış, bu sebeple taraflardan biri güven ve yaşam kolaylığı kazanırken, diğerini de tebaasının ve devletinin menfaati olan konularda ve bu menfaatlerin korunması noktasında iktidar ve güç sahibi yapmıştır.

Yapılan araştırmalara göre; Osmanlı ailesi genellikle dört ila yedi kişiden oluşmaktaydı. Buna rağmen özellikle kasaba ve şehirlerde zengin kesimlerde büyük aile tipleri, karı-koca ve çocuklar, dede-nine veya kaynata-kayınvalide, uşak ve cariyelerden oluşan otuz-otuz beş kişilik ailelere de rastlanıyordu. Konak hayatı diyebileceğimiz bu hayat düzeninde bile tek eşlilik yaygındı ve çocuk sayısı yine dört ile yedi arasındaydı. 2. Meşrutiyet’ten sonra sarsılmaya ve çökmeye başlayan geniş aileler yerinde “çekirdek aile tipi” yaygınlaşmaya başladı.

Osmanlı kadını için söylenenler doğru değildir



Bilinenlerin aksine Osmanlı ailesinde kadın her dönemde önemli bir role sahiptir. 19. yy son dönemlerinde bile Osmanlı toplumunda kadınlar, bugün lanse edildiği gibi baskıcı bir tutumla eve kapatılmış değillerdir. Üstelik haksızlığa uğrayan bir kadın, kanunların ona tanımış olduğu haklarını korumak için mahkemeye müracaat ederek haklarını arayabilmekteydi. Dönemin sosyal faaliyetlerine faal bir biçimde katılabildikleri, Şer’i nizama uygun olarak günlük hayatın her aşamasında yer alabildikleri yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur.

Araştırmalara göre Anadolu’da Osmanlı ailelerin çocuklarına koydukları isimler arasında, en yaygın olan kız isimleri Ayşe, Fatma, Zeynep, erkek isimleri ise Mehmet, Mustafa ve Ahmet olarak tespit edilmiştir. Çocuklara isim konulması hususu dini inancın, geleneklerin ve cedlerine saygının bir gereği olduğu da ortadadır.

Aileyi korumak herkesin vazifesidir


Osmanlı ailesinde boşanma çok az görülen bir hadisedir. Evliliği sona erdirebilme hakkı sanıldığı gibi tamamen erkeğe tanınmış bir hak değildir. Bu hakkın kadın tarafından kullanılabildiği durumlar vardır. En önemlisi de gerek nikâhın başlangıç aşamasında ve gerekse sona erdirilme aşamasında kadının istemediği bir evliliği bitirme hakkına sahip olmasıdır. Bu hususta Osmanlı toplumunu diğerlerinden ayıran nokta, evliliği korumak ve boşanmalardan aileleri kurtarmak için bütün yakın ve uzak akrabanın, birlikte yaşanılan mahalle halkının ve hatta hukuk ve eğitim sistemiyle devletin el ele birlikte hareket etmeleridir.

Sonuç olarak; Osmanlı ailesinin kendine has özellikleri olan bir müessese olduğu muhakkaktır ve bu özelliklerini muhafaza etmek için toplum son derece hassastır. Aile kuruluşunda, devamında ve hatta sonlandırılmasında bile hukukî bir koruma altındadır. Bu sayede fertlerin hakları korunmuş ve ihtiyaçları karşılanmıştır. Kısaca Osmanlı ailesi sistemli, son derece oturmuş bir yapı içerisinde, özenle korunmuştur. Bu da onun varlığını uzun süre devam ettirmesinde çok tesirli olmuştur.

Alıntı




Asile, Turab ve tekamul bunu beğendiler.
İmza: mavidüşler diyor ki:

Ya kırdığın Gönlü ALLAH seviyorsa?
Bilemezsin , Bilseydin ödün kopardı .
Dokunamazdın . Mevlana
mavidüşler isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
2 Kişi teşekkür etti:
Asile (15-04-2013), tekamul (29-05-2014), Turab (15-04-2013)
Okunmamış 04-03-2013   #2
Administrator
 
tekamul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
tekamul isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Anadolu Kültür Platformu
Üye No: 1
Üyelik: Jul 2012
Mesajlar: 37,640
Konular: 31697
Aldığı Beğeni: 19696
Beğendikleri: 8742
Rep puanı: 84065
Rep gücü: tekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Osmanlı Ailesinde Gündelik hayat




Osmanli da ev hayati;

Osmanli evleri genelde ahsaptir. Bahçesi vardir. Apartman sistemi yoktur. Kirada azdir. Ev umumiyetle oturanin malidir.

Esya az ve basittir.büyük evlerde ve konaklarda haremlik ve selamlik kisimlari vardir. Osmanli evi çok temizdir.ayakkabi eve girerken çikarilir. Bahçesinde muhakkak bir yesillik bulunur.

Osmanli ailesinde zina yoktur.annesi babasi ölmüs çocuk olabilir. Hemen en yakin akrabasina siginir. Bu yüzden yetimhane diye bir sey bilinmez.

Osmanlida çekirdek aile ve konumuna baktigimizda;

Günlük yasam ve üretimde Osmanli ailesi çekirdek ailenin yasam kaliplarindan çok büyük ailenin yasam ve üretim kaliplarina uymaya meyillidir.

Çekirdek aile hayatin sürdürülmesi için uygun bir aile tipi degildir.ailenin üretimi, yillik tüketim stoklarini hazirlanmasi, kirsal alandaki is bölümü, ailenin güvenliginin saglanmasi bakimindan üç kusagin bir arada barinmasi gerekir. Bu kültür mirasinin aktarimi içinde gereklidir.

Aile içi egitimde çocuklarin egitimi kusaklar tarafindan yerine getirilir. Tüketime yönelik malzeme yiyecek, giyecek birlikte üretilir.

Aile ferdin hayatinda baglarinin hiç gevsemeyecegi temel ve tek kurumdu.her sorun orda çözülür, her destek orda bulunurdu.ailenin korunmasi, parçalanmamasi en çok dikkat edilen husustu.






Asile bunu beğendi.
İmza: tekamul diyor ki:

Düşmanlarım bana ne yapabilirler ki?
Öldürülmem şehadet, hapsedilmem halvet,
sürgünüm hicrettir.”
tekamul isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
tekamul için teşekkür edenler:
Asile (15-04-2013)
Okunmamış 04-03-2013   #3
Administrator
 
tekamul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
tekamul isimli Üye şuanda  online konumundadır
 
Anadolu Kültür Platformu
Üye No: 1
Üyelik: Jul 2012
Mesajlar: 37,640
Konular: 31697
Aldığı Beğeni: 19696
Beğendikleri: 8742
Rep puanı: 84065
Rep gücü: tekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond reputetekamul has a reputation beyond repute
Standart Cevap: Osmanlı Ailesinde Gündelik Hayat





Osmanlı toplumundaki gündelik hayatın saray, şehir, köy ve kır çerçevesinde ele alınması uygun olacaktır.
Osmanlı’da Şehir Hayatı:
Osmanlı şehirlerinde, özellikle müslüman kesimde, günlük hayat sabah namazına davet eden ezanla başlıyordu. Böylece uyanan kişiler, yer yataklarını kaldırıp gömme dolaplara yerleştirdikten sonra, giyinip abdest alıyor ve namaz kılıyorlardı.
Şüphesiz kıyafet kişinin toplum içindeki yeri, mertebesi ve servetine göre değişiyordu. Bu fark kumaşın cinsinden veya yerli ya da ithal oluşundan kaynaklanıyordu.
Kemerlerinde cangiar adını verdikleri iki hançer taşırlar, bunlar kılıflı bıçaklardır, fakat sapları ve kılıfları altın, gümüş ve bazen da çeşitli taşlarla yahut yalnız saplan fîldişinden üstün tuttukları balık dişleri ile süslenmiştir. Bu tip hançerler daha pahalıya satılır. Kemerlerinde her biri bir tarafa gelecek şekilde iki mendil taşırlar ve buraya bir de tütün kesesi asarlar; göğüslerinde para, süslemeler, çeşitli eşyalar, hüviyet cüzdanları, mendiller taşırlar, çünkü göğüslerini bizim ceplerimiz gibi kullanırlar.
Dolimanın üzerinde bizim robdöşambrımıza benzeyen ferace taşırlar, kollan geniş ve kol uzunluğundadır; bunu manto yerine kullanırlar ve kışın onun üzerine de kürk giyerler ve orta halli olanlar dahi samur bir kürke sahip olmak için seve seve dört veya beş yüz kuruş sarfederler.
Bacağı, boydan boya örten yünden çorapları vardır, ayaklarında, duruma göre san veya kırmızı deriden, alt kısmı dikilmiş mes giyerler. Ayakkabıları aynı renktedir ve hemen hemen pantuflalar gibi yapılmıştır, ökçeye yarım dâire şeklinde küçük bir demir çakılır ve bu ayakkabılara pabuç adı verilir.
Müslümanlar sarı, gayri müslimler ise siyah ve mor papuç giyiyorlardı. Türkler'in ayakkabı çeşitleri arasında potin, çizme, mest ve terlik vardı.
Sarık en önemli baş örtüşüydü. Kenarsız kadife başlığın etrafına bir tülbent sarılarak kullanılırdı. Tülbenti sarış biçimi, kişilerin mevkilerini gösterirdi. Bu durum mezar taşlarına bile yansımıştı. Bunu İstanbul'da Osmanlılardan kalma mezarlıkların mezar taşlarında hâlâ görmek mümkündür. Farklı sarık biçimlerinin selimi, kallâvi, perişanı gibi özel adları vardı. Gayri müslimler ise sarık değil, külah veya takke giyerlerdi.


Osmanlı ülkesinde değişik din ve soylara mensup bütün kadınlar, her ülkenin ve her dönemin kadınları gibi süslenmeyi ve en iyi şekilde giyinmeyi seviyorlardı. Ancak sokakta gezerken bu şık elbiseleri ve kemer ve topuz ile elmas, lal, inci gibi kıymetli şeylerle süslü gerdanlık ve bileziklerden oluşan süsleri feracelerinin altında kalıyor, bunları ancak kendilerinin veya ahbaplarının evlerinde sergileyebiliyorlardı.





Asile ve Turab bunu beğendiler.
İmza: tekamul diyor ki:

Düşmanlarım bana ne yapabilirler ki?
Öldürülmem şehadet, hapsedilmem halvet,
sürgünüm hicrettir.”
tekamul isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
2 Kişi teşekkür etti:
Asile (15-04-2013), Turab (15-04-2013)
Cevapla


Tag Ekle
ailesinde, gundelik, hayat, osmanli
Konu otomatik olarak her 5 saniyede güncellenmektedir. Automatic thread refreshing has been stopped because you appear to be idle. Un-Idle - Yeniden yükle

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Mesaj yazma yetkiniz Yok
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Powered by vBulletin® Version 3.8.8 Beta 1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
Tynt Script Sponsored by Information Technology Salary
İslami Videolar