Home » istanbul escort » GİZLİ HEDİYELER

GİZLİ HEDİYELER

Bakımevlerinde çalıştığım birkaç geçici işte Alzheimer has
talığına yakalanmış müşterilerin bakımını üstlendiğim
olmuştu. Fakat Nanci, bu hastalığa yakalanmış olan, evinde
baktığım ilk özel müşterimdi. Üç çocuğu ve on torunu olan,
yumuşak huylu bir kadındı. Kocası hâlâ hayattaydı fakat na
diren onun odasına gelirdi. Hatta onun da bu evde yaşadığını
unutmak hiç de zor değildi.
Nanci’nin üç kız, iki erkek kardeşi farklı günlerde onu ziya
rete gelirdi. Başlarda birkaç arkadaşı da onu ziyaret ediyordu fa
kat zamanla bu ziyaretlerin azaldığını gözlemlemiştim. Nanci ye
bakmak zor ve çok yorucu bir işti. O çok huzursuz ve izlemesi
çok zor biriydi, asla aynı yerde bir dakikadan fazla durmak iste
mezdi ve çoğunlukla çok gergin olurdu. Huzurlu anları nadir ve
çok aralıklıydı, tabii bu benim için de geçerliydi.
Sonunda ıstırabı başta ailesi olmak üzere herkesi öyle endi
şelendirmeye başlamıştı ki ilacının dozajı yükseltildi. Bundan
sonra Nanci günün bir kısmında uyumaya başladı. Uyanık
olduğu zamanlarda Alzheimer hastalığının tipik bir belirtisi
olarak kurduğu cümleler tamamen anlamsızdı. Bir sözcüğün
başı, bir diğerinin sonuna karışıyordu. Bazen sanki aksanlı
konuşuyormuş gibi algılanabiliyordu ama söylediklerinin bir
yapısı, düzeni ya da tutarlılığı yoktu. Yine de Nanci’ye diğer
tüm müşterilerime davrandığım gibi davrandım, ona sevgi ve
nezaketle yaklaştım ve işimi yaparken onunla sohbet ettim.
Bazen odada olduğumun farkında olurdu, bazense kilomet
relerce uzakta olurdu ve on tane kafam bile olsa bunu fark
etmezdi.
Arada sırada, sabah sekizde geldiğimde ona banyosunu ben
yaptırırdım ama aslında bu gece bakıcısının göreviydi. Özellik
le zorlayıcı bir akşam geçirdiklerinde ve ben geldiğimde Nanci
hâlâ uyuyorsa onu yıkamak bana kalırdı ki bu benim için so
run değildi. Fakat banyo genellikle ben sabah sekizde eve gel
diğimde yapılırdı. Nanci bazen, banyo sandalyesinde oturup
gece bakıcısının onu yıkamasına izin verirken bana gülümser
di. Fakat bakıcılardan biri, bakım konusunda hepimizden çok
farklı yöntemlerle çalışıyor ve onun geldiği yerde işlerin böyle
yapıldığı konusunda ısrarcı davranıyordu.
îlk olay, çok soğuk bir kış sabahında olmuştu. Nanci nin
odasına girdiğimde onu yatağında çırılçıplak, soğuktan titrer
ken buldum. Kısa süre önce banyo yapmıştı ve tam banyoday-
ken bağırsakları çalışınca, banyo sandalyesinin altına irice bir
yığın bırakmıştı. Bu yeni bir şey değildi. Popoları havada kala
cak şekilde oturduklarında bağırsakları bunu bir klozete ben
zettiği için müşterilerim bunu sık sık yaşardı. Bu sandalyeler,
müşterilerin yükseltilmiş bir oturağa ihtiyaç duyması halinde
klozet üstünde de kullanılabiliyordu. Yani zaman zaman duşta
hu tip şeyler olması çok da sürpriz sayılmazdı.
Nanci mütevazı bir aileden gelen alçak gönüllü bir kadındı.
Üzerinde hiçbir örtü olmadan orada çırılçıplak yatmak onun
için yeterince büyük bir travma değilmiş gibi aynı zamanda
soğuktan titriyor ve savunmasız, küçük bir çocuk gibi görü
nüyordu.
İçeri girip onu bu halde gördüğüm an onu kurulamayı bi
tirdim ve ısınması için elimden geldiğince çabuk kalın bir bat
taniyeyle sardım. Diğer bakıcıyı banyoda, ortalığı temizlerken
buldum. Buna bir yorum yapmamam imkânsızdı fakat yine
de diplomatik davranarak burayı daha sonra benim de temiz
leyebileceğimi söyledim. Önceliğimiz, banyo zemini değil;
müşterimizin rahatı olmalıydı. Gece bakıcısı sözlerime sadece
omzunu silkerek karşılık verdi.
Bir sonraki olay, birkaç hafta sonra aynı bakıcıyla nöbet de
ğişimimiz sırasında meydana geldi. Genellikle saat takmaktan
hoşlanmam ve elimden geldiği sürece saate bağımlı yaşamak
tan kaçınmaya çalışırdım. Ama acele ederek gerilim yaşamak
yerine bir yere belli bir saatte gitmem gerekiyorsa kendime
fazladan bir boşluk bırakırdım. Bu; yolculuk ister uzun ister
kısa olsun, ondan daha çok keyif almama ve yol boyunca o
anda kalabilmeme olanak sağlardı. Fakat o sabah, trafik her
zamankinden da açıktı. Bu yüzden tahmin ettiğimden daha
erken eve vardım.
Son olaydan sonra gece bakıcısı Nanci’nin banyosunu daha
da erken yaptırmaya başlamıştı. Bu yüzden uyguladığı işlemle
rin hiçbirini göremiyordum. Aslında bu bakıcıyla oldukça iyi
anlaşıyorduk. Son birkaç yıldır o anki gibi birçok müşteriyi
paylaşmış ve vardiya değişimlerinde sık sık birbirimizi gör
müştük. Fakat Nanci ve daha önceki hastalar konusunda onda
gözlemlediğim empati eksikliği, onun profesyonel bir bakı
cı olarak yeterliliğini sorgulamama sebep olmaya başlamıştı.
Bu, onlara günaydın demek için banyoya girdiğimde, zavallı
Nanci yi banyo sandalyesinde oturup soğuktan donmuş halde
dişleri birbirine çarparken bulduğumda daha da arttı.
Ona neler olduğunu sorduğumda bakıcı bana, onun geldiği
yerde insanları hep böyle yıkadıklarını söyledi. Birkaç dakika
boyunca ti’ım vücut buz gibi soğuk suyla yıkanır, ardından
birkaç dakika sıcak su dökülür ve bu döngü birkaç kez tekrar
eder fakat banyo her zaman soğuk suyla bitirilirdi. Söylediğine
göre bu, kan dolaşımını hızlandırıyordu ve bu doğru olabilir
di. Bunun doğru olup olmadığını bilmiyordum ve soğuk suda
yüzmenin genellikle benim üzerimde canlandırıcı bir etkisi ol
duğunu kabul etsem de umurumda da değildi.
Sorun, kışın ortasında olmamızdı. Dışarıda rüzgâr uğuldu
yor, pencere camları sallanıyor ve kapalı alanlarda bile sıkı gi
yinmek gerekiyordu. Bu küçücük kadın öyle hastaydı ki ölmek
üzereydi. Mahallenin etrafında dolaşmak için kan dolaşımının
iyi olmasına ihtiyacı olduğu pek söylenemezdi. Nanci herhan
gi bir şey yapmak için fazlasıyla zayıftı ve ihtiyacı olan tek şey
rahat ve sıcak olmaktı. Bizim görevimiz, onu dişleri titreyecek
kadar üşüyerek ve yüzünde dehşete kapılmış bir ifadeyle bir
banyo sandalyesinde oturtmak değil; onun rahat ve iyi olması
nı sağlamaktı. Bana kalırsa bu zavallı kadının ihtiyacı olan tek
şey, rahat ettirilmek ve sevgiyle ilgilenilmekti.
Hiçbir zaman çok zorlayıcı biri olmasam da gerektiği tak
dirde gücümü kullanmayı becerebilirdim. Bu zorlayıcılığı te
tikleyen şey haksızlık ya da zalimlikti. Diğer bakıcıyla nazik
ama dürüst bir konuşma yaptım ve banyonun geri kalanında
yalnızca sıcak su kullanmayı kabul ettirdim.
Günler, bir sürü rutinin tekrarlanmasıyla devam etti. O
gece bakıcısı tatile çıkıyordu ve uzun süre geri dönmeyecekti.
Yerine gelen bakıcı da sık sık karşılaştığım Lindaydı. Keyifli
bir sohbeti olduğu ve çalışma ahlakı çok daha kaliteli olduğu
için ondan sonraki bir vardiyayı devralmak her zaman ra
hatlatıcıydı. Müşterimiz için rahatlayarak bir teşekkür duası
ettim.
Nanci her zamanki kadar tutarsız konuşmaya devam edi
yordu. Yataktan çıktığı zamanlarda hâlâ çok huzursuz ve ger
gindi. Ama ilaç dozajındaki artış sebebiyle bu durumlar çok
uzun sürmeyecekti. Yatağının kenarındaki korkulukların her
zaman yükseltilmiş olması gerekiyordu. Fakat Nanci sakin
olduğu zamanlarda, aramızdaki engelleri kaldırmak için yata
ğın demirlerini alçaltırdım. Nanci bazen, bacaklarını kremle
ovmama ya da bunun gibi bakımlar yapmama olumlu tepki
verirdi. Ama bu sakin anlarda bile Nanci’nin konuşması ancak
bir Alzheimer hastasının anlayabileceği gibi olurdu. Ağzından
çıkanlar, bir yapısı ya da netliği olmayan, birbirlerine uyum
suz hecelerden ibaretti.

 

Cevap bırakın