Home » istanbul escort » KAPANA KISILANLAR BÖLÜM 4

KAPANA KISILANLAR BÖLÜM 4

Bu araçlar sadece müzik için değil, her konuda
uygulanabiliyordu ve o zamandan beri bana birçok şeyde
faydaları dokundu.Sinirlerim gerildiğinde ya da “Bu sahnede benim ne işim
var?” gibi negatif düşünceler zihnime üşüştüğünde şarkının
ortasında meditasyonuma geri dönüyordum. Elbette, şarkıyı
ortasında kesip sahnenin ortasında lotus pozisyonunda otur
muyordum. Yaptığım böyle bir şey değildi. Gitarımı çalmaya
ve şarkımı söylemeye devam ediyordum. Ama dikkatimi nefe
simin üzerinde yoğunlaştırıyor ve onun vücuduma girip çıkışı
nı gözlemlemeye başlıyordum. Bu arada parmaklarımı gitarın
neresine koyacağım konusunda tamamen kas hafızama güve
niyordum ve sözler de ağzımdan dökülmeye devam ediyordu.
O anda dikkatimi yoğunlaştırmam gereken şey nefesimdi. Bu
harika bir yöntemdi ve yeterince sakinleştiğimde şarkıma daha
iyi bir ifade ve daha fazla canlılıkla geri dönüyordum.
Düşünce biçimimi değiştiren ve gerginliğime gerçek anlam
da veda etmemi sağlayan ikinci şey, kendimi denklemden
çıkarıp o zamanı, dinleyicilere bir şey verdiğim bir süre olarak gör
memdi. Başlamadan önce sessiz bir dua edip müziğin benim
aracılığımla bu insanlara keyif vermesini sağladığı için Tanrı’ya
teşekkür ederdim. Sonra ben de aradan çekilip en az seyirciler
kadar müziğin keyfini çıkarırdım.
Sahneye çıkmak bana bir sürü harika şey öğretti. Hayatın,
ben çok istemesem de beni bu yolda tutmaya devam etmesine
müteşekkirim. Peşlerinden gitmezsek elimizdeki derslerin bi
zim için nasıl hediyeler getirdiğini nasıl öğrenebiliriz ki? Bunu
deneyimleyene kadar bilemeyiz. Gelecekte sahneye çıkmaya
devam edip etmeyeceğim artık benim için bir önem taşımıyor.
İstersem bunu yaparım ve her anından büyük keyif alırım. Ya
da yapmam. Yapmazsam da onun yerine ne yapıyorsam onun
keyfini çıkarırım. İki türlüsü de fark etmez. Ben, yolum beni
nereye götürüyorsa oraya gidiyorum.
Ama sahnede sinirlerime hâkim olmakta ustalaşarak, zihni
mi başka alanlarda kontrol etmek konusunda da ustalaşıyor
dum. Kendimi hayatım boyunca sağlıksız düşünce kalıplarıy
la yarattığım tuzaklardan arındırıyordum. Hepimiz, içimizde
kurtulmamız gereken tuzaklara sahibiz. Bunların birçoğu fizik
sel değildir ve fiziksel olanları da genellikle sağlıksız düşünceler
ve olumsuz inanç sistemleri gibi fiziksel olmayan tuzaklardan
kaynaklanırlar.
Fakat ne yazık ki zavallı Florance diğer bakıcı gelene kadar
gerçekten de yatağında kapana kısılmış durumdaydı. Varlığım
çığlıklarını azaltmadığı için kendime nazik davranıp odada
bulunmamam da çok doğaldı. Arada sırada başımı içeri uza
tıyordum. Florance iki saniye için durur, bana bakar, gözlerini
kaçırır ve yine, “İmdat!” diye bağırmaya başlardı. Bu kadın bir
şarkıcı olabilirdi. Bunun için gereken akciğerlere sahip olduğu
çok açıktı.
Sydney Limanfndan yatlar geçiyordu. Yelkencilik yapan
birkaç kişiyle arkadaş olduğum bir dönemi hatırlayarak gü
lümsedim ve onların şu an nerede olduklarını merak ettim.
Kapı zili, beni anılarımdan alıp o ana geri getirdi.
Biz yatağının demirlerini alçaltırken çığlıklar bir saniye
içinde kesildi. Bir anda. Florance bize gülümsedi, “ikinize
de merhaba. Söyleyin bakalım, gününüz nasıl geçiyor?” diye
sordu. Diğer bakıcıyla gülümseyerek birbirimize baktık ve
onun yatağından çıkmasına yardım ettik. Diğer bakıcı her
gün birkaç saat boyunca Florance’ın çığlıklarına maruz kal
mak zorunda olmasa da her akşamüstü gelirken bu çığlıklarla
karşılanıyordu.
” Teşekkür ederim, çok iyi Florance. Senin günün nasıl ge
çiyor?” diye sordum.
“Ah, fena değil tatlım. Limandaki gemileri izliyordum. Bili
yorsun, çarşamba günleri birbirleriyle yarışıyorlar.”
Ona hak verip şöyle dedim: “Bu konuda çok haklısın,
Florance.”
Hep birlikte bahçede dolaşırken hepimiz etrafımızdaki
renklere hayran kaldık. Bahçe de yıllardır ihmal edilmişti.
Fakat kısa süre önce Florance ın parasını kullanma hakkını
kazanan bir akrabası, Florance zaman zaman da olsa bilincini
geri kazandığı takdirde keyfini çıkarması için bahçenin güzel
görünmesi gerektiği konusunda ısrar etmişti. Böylece yetenek
lerini göstermek üzere bahçıvanlar bahçeye gelmişti ve havuz
da yeniden temiz ve berraktı.
“Bahçemin güzelliğine bakın” dedi bize. “Yılın bu mevsiminde
nasıl da görülmeye değer.” İkimiz de ona içtenlikle hak
verdik. Onca ilgisizliğe rağmen bahçe hâlâ çok güzeldi ve bütün
ihtişamıyla yeniden hayat buluyordu.
“Biliyor musun, daha geçen gün bu çiçekleri ekmek için
dışarı çıktım. Bahçe işleri ihmal etmeye gelmez, özellikle de bu
sarmaşıklar varken.” Bir daha gülümseyip ona hak verdik. Bir
ya da iki ay önce buranın aşırı uzamış, bakımsızlıktan dökülen
bir çalı yığını olduğunu düşününce Florance’ın burayı nasıl
gördüğünü dinlemek çok eğlenceliydi.
Bir sarmaşık dalını çiçeklerin üzerinden çekerken konuş
maya devam etti. “Bahçe konusunda tembellik yapamazsınız.
Çok fazla sevgiye ve zamana ihtiyaçları var.” Ona bazı çiçekler
hakkında sorular sorduğumuzda şaşırtıcı bir netlik ve bilgi bi
rikimiyle bizi yanıtladı. “Bu sarmaşık, çiçekleri sıkıştırıp boğa
cak” dedi Florance ve birkaç sarmaşık dalını daha oradan uzak
laştırdı. Ben başımı sallayınca da devam etti: “Hiçbir zaman
hiçbir şeyin beni tuzağa düşürmesine izin vermedim ve hiçbir
şeyin çiçeklerimi tuzağa düşürmesine de izin vermem.”
Florance güzel bahçesinin etrafındaki engelleri kaldırırken
ben de kendi engellerimden kurtulmak için gereken cesareti
bulabildiğim için sessizce şükrettim. Artık ben de bir çiçek gibi
büyümek ve tomurcuklanmakta özgürdüm.

BİRİNCİ PİŞMANLIK VE KAPANA KISILANLAR BÖLÜM SONU..

Cevap bırakın