Home » istanbul escort » KAPANA KISILANLAR

KAPANA KISILANLAR

Bütün müşterilerimle kurduğum ilişkilerim bu kadar olumlu
başlamadı. İşimin esas kısmı ölmekte olan insanlar için
çalışmak olsa da bazı müşterilerim akıl hastalıkları nedeniyle
bakıma ihtiyaç duyuyordu. Kısa süreli müşterilerimin birkaçı
üstünde pozitif ve sakinleştirici bir etkim olduğu için bazı zor
vakalar da yoluma çıkıyordu. Hayattaki hiçbir deneyim boşuna
değildir. Geçmişimde maruz kaldığım birçok mantıksız
davranış şimdi zor insanlarla baş etmem konusunda bana
yardımcı oluyordu.
Birçok seferinde çok zor müşteriler karşısında bile gözüm
korkmadı. Ama tabii, her seferinde değil; birçok seferinde
diyorum. Bazen ne yaparsam yapayım sakin kişiliğim müşterimi
yatıştırmaya yetmezdi. Şehirdeki en muhteşem evlerden biri
olan görkemli malikâneye giderken aklıma yeniden, orada
yaşayan yaşlı hanımefendi hakkında bana yapılan uyanlar geldi.
Florance bakıma ihtiyacı olduğu konusunda tamamen savunmaya
geçmiş durumdaydı ve buna ihtiyacı olmadığında ısrar
ediyordu. Bu yeni bir şey değildi. Yaşlı insanların birçoğu ar-
tık bir zamanlar oldukları kadar bağımsız olmadıklarını kabul
etmeye gönülsüzdür. Onlar için bu zamanın geldiğini kabul
etmek her zaman kolay değildir.
Ama elindeki süpürgeyi sallayıp avazı çıktığı kadar bağırarak
beni garaj yolunda kovalayan çılgın bir kadınla karşılaşmaya
hazırlıklı değildim. Saçları kim bilir ne zamandır taranmamıştı.
Kırnaklarının içi tamamen kir veya belki de daha kötü şeylerle
doluydu. Ayağında tek bir terlik olsa da Külkedisi masalından
fırlamış gibi göründüğünü söylemek oldukça zordu. Ve üzerindeki
kıyafeti bir yıldır değiştirmemiş gibi görünüyordu.
“Defol! Defol git evimden! diye bağırıyordu. “Önce seni
öldürürüm! Defol evimden. Sen de diğerleri gibisin. Defol git,
yoksa seni öldürürüm!”
Süpürge, beni az bir farkla ıskalayarak havada bir yay çizdi.
Hayatta birçok şeyle başa çıkabilirdim ama aptal değildim.
Ayrıca şehit olmak da istemiyordum. Florance ı sakinleştirmek
için bir cümle kurmayı denedim. Fakat Florance söylediğimi
duymadı bile ve arabamın ön camını elindeki süpürgeyle kırma
tehdidi hâlâ geçerli olduğu için daha fazla ikna edilmeye
ihtiyacım yoktu. “Tamam, tamam” dedim. “Gidiyorum Florance.
Sorun yok.” Garaj yolunun sonunda durup alanını korurken
vahşi ve evcilleşmemiş bir ifadeyle elindeki süpürgeyi
dimdik tutuyordu.
Arabamla oradan uzaklaşırken görüş mesafemden tamamen
çıkana kadar Florance’ın görüntüsü dikiz aynamdan kaybolmadı.
Yerinden kımıldamıyordu. Bu bir yabancı için oldukça komik
bir görüntü olsa da kalbim bir yandan onun için üzgündü.
Bir zamanlar nasıl biri olduğunu, nasıl bir hayat yaşadığını ve
onu şu anki haline getiren şeyin ne olduğunu merak ettim…
Bir ay sonra aynı adrese geri döndüğümde bu sorularımın
cevaplarını aldım. O zamandan beri belli ki Florance üzerinde
güç kullanılmış ve ilaçlarla yatıştırılmış». Bunu gözümde
canlandırmaktan nefret ediyordum. Çok korkmuş olmalıydı.
Ama geçen ayı akıl hastaları için özel bir bakımevinde geçirmişti
ve şimdi daha iyiydi. Doktorlar ilaçlara verdiği tepkiden
memnundu ve yirmi dört saat yanında bir bakıcı olmasını tavsiye
ederek onu evine göndermişlerdi.
Ben gittiğimde sosyal hizmetlerin hemşiresi oradaydı. “Şu
anda uyuyor ama yakında uyanır. O uyanıncaya kadar yanında
bekleyeceğinV diye açıkladı. Malikânenin iki kanatlı kapısı
açıldığında beni devasa mermer merdivenler, şamdanlar ve bir
ev dolusu harika, antika mobilya karşıladı. Ayrıca çok ağır bir
kokuyla da karşılaştım.
‘Girişi bitirdik. Sana evin geri kalanını göstereyim dedi
hemşire, girdiğimiz bir sonraki odadaki temizlik ekibini
kastederek. Florance; kısa süre önce bir komşusu, alışılmadık
ve değişken tavırlarından Sosyal Hizmetler’in hemşiresine
bahsedene kadar neredeyse on yıl boyunca korkunç bir çöplükte
yaşamıştı. Hemşire Florance’ı görmeye geldiğinde bakımsızlığının
boyutları da ortaya çıkmıştı. Tabii bu doğrudan Florance
aracılığıyla olmamıştı çünkü kimse onun yanına yaklaşamıyordu
ama sadece camdan bakmaları bile evinin durumunu anlamalarına
yetmişti.
Florance konserveyle besleniyordu ve kilerinde yaklaşık bir
yıl boyunca ona yetecek stoğu vardı. Evinde taze ya da pişirile
bilecek bir şeylerin izine bile rastlamamıştım. Mutfağın
zeminindeki çöpler yüzünden yeri görmek neredeyse imkânsızdı.
Mutfak zemininin görülebilen küçücük bir kısmı, kalın, siyah
bir kir tabakasıyla kaplıydı. Kirli havlulardan oluşan bir yığın,
kurumuş sabun kalıntıları ve çok uzun zamandır burada kimsenin
banyo yapmadığına dair belirgin kanıtlar hemen gözü-
nüze çarpıyordu.
Hemşire beni alt kata indirdiğinde orada da aynı ilgisizliğin
görülebildiği altı yatak odası ve iki banyoyla karşılaştım.
Temizlikçilerle tüm evin temizlenmesi için anlaşılmıştı ve bunun
birkaç hafta sürmesi bekleniyordu. Alt kattaki bir kapının
ardında kurbağaların bile yaşayamayacağına emin olduğum
korkunç kirli bir havuz vardı. Havuzun kenarında durup giriş
katına ve tüm görkemine bakarken bu evin duvarlarının dili
olsa neler anlatacaklarını merak ettim.
Florance hastanede kaldığı süre boyunca hijyenik anlamda
pozitif bir dönüşüm geçirmişti ve sevimli, temiz pijamalar içinde
dinleniyordu. Saçları düğümlerden arındırılmış, temizlenmiş
ve kesilmişti. Tırnaklarının içi de temizlenmişti. Kendimi
neredeyse başka bir kadına bakıyormuşum gibi hissetmiştim.
Floranceın kendi yatağının yerine artık bir hastane yatağı
konmuştu. Evde onunla yalnız kaldığımda sürekli yandaki demirler
dik olarak yatakta kalması gerektiği konusunda çok net
talimatlar almıştım. Sabahları ve akşamüstleri ikişer saatliğine
bana yardımcı olmak için başka bir bakıcı gelecekti. Sabahları
duş yapılacak, tuvalet ihtiyacı giderilecek ve kahvaltı edilecekti.
Akşamüstleri, Florance ın biraz temiz havadan faydalanması
için onu bahçeye ya da balkona çıkaracaktık. Onunla başa çıkabilmek
için ağır yatıştırıcılar kullanılacaktı. Bunun dışında-
ki zamanlarda hafif bir yatıştırıcı verilecekti. Bu sabırlı eylem
planının sonucu olarak Florance daha çok söz dinleyen biri
haline geldi.
Bir ayın sonunda malikâne pırıl pırıl oldu. Temizlikçiler
sonunda işlerini bitirmişti fakat her hafta malikâneyi temizlemek
üzere anlaşma yapıldı. Florance’ın bilinci de zaman zaman
yerine gelmeye ve benimle bazı hikâyelerini paylaşabilmeye
başladı. Çok gösterişli ve heyecan verici bir hayatı olmuştu.
Dünyayı, var olan en lüks gemilerle gezmiş ve bir sürü şahane
yeri ziyaret etmişti. Bana yanımızdaki çekmeceyi işaret ettiğinde
ona fotoğrafları verirdim, o da bana her birini anlatırdı.
Resimlerdekinin aynı kişi olduğuna inanmak çok zordu fakat
bazen, bir an için onda bu genç, güzel ve gülen kadının izlerini
görebiliyordum.
Birbirimize çok yakınlaştığımızı söyleyemem ama birbirimizden
bizi bir araya getiren durumu kabullenecek kadar
hoşlanmıştık. Ama yine de onda ilk gördüğüm çılgın, vahşi
kadını görebildiğim anlar oluyordu. Yataktan çıktığı zamanlarda
ikinci bir bakıcıya kesinlikle ihtiyaç vardı, ilaçlarını almak
konusunda sorun çıkarmıyordu fakat her gün sıra duş almaya
geldiğinde hâlâ büyük bir direniş gösteriyordu ve saç yıkama
günlerinden ödüm patlar hale gelmiştim. Fakat duşu bitince
harika birine dönüşür ve aynanın karşısında sanki geçmiş günlerdeki
o muhteşem kadınmış gibi kendisini şımartırdı.
Serveti her zaman ailesine ait olmuştu. O buna, ‘Çok eski
para” diyordu. Kocası da zengin bir aileden geliyordu fakat
kendi ailesiyle aynı klasmanda değerlendirilemezdi. Birkaç
şüpheli iş anlaşmasından sonra uzun yıllar hapiste yatmıştı.
Florance’ın hayatına dâhil olmasına izin verdiği tek akrabası
bana onun, herkese karşı şüpheci ve paranoyak hale geldiğini
söylemişti.

Cevap bırakın