Home » istanbul escort » KARANLIK VE ŞAFAK BÖLÜM 3

KARANLIK VE ŞAFAK BÖLÜM 3

Ama meditasyonla geçen saatlerin birçoğunda, kendi kendimin
efendisiydim. Meditasyon yaparken dikkatimi onlara odakla-
madan düşüncelerimi gözlemleyerek sükût, sevgi ve netliğin
hüküm sürdüğü bir yere dönüyor, bu karmaşanın bir gün mut-
laka sona ereceğini hissediyor ve içimdeki o huzurlu parçanın
hâlâ varlığını sürdürdüğünü fark ediyordum. Sadece o an buna
ulaşmam zor, çok zor hale gelmişti. Ayrıca meditasyonun di-
siplini de bana çok iyi geliyordu. Bu, dalgalanan ruh halime
rağmen her gün sürdürmem gereken bir bağlılığım olduğu ve
ne kadar kötü hissedersem hissedeyim kendimi oturup medi-
tasyonumu yapmak konusunda zorlamam gerektiği anlamına
geliyordu. Bazı insanları işe gitmek ya da başka rutinler ayakta
tutuyor olabilirdi. Benim için bu, meditasyon çalışmamdı.
Elbette, ruhumun derinliklerinden gelen gözyaşlarıyla ağ-
lıyordum da. Bu seviyedeki acı ve iyileşmeyi geride bırakabi-
lirsem beni bekliyor olması muhtemel güzel bir hayatı gözden
kaçırmamaya çalışarak, başarabildiğim zamanlarda, bu umuda
turundum. Şu anım geçmişe ait acılarla çok fazla engellendi-
ğinde bazen bana neşe verebilen tek şey, farklı bir geleceğe dair
sahip olduğum umuttu. Yani iyileşmemde umut da çok büyük
bir rol oynadı. Yarı huzurlu bir ruh hali yakaladığımda yeni-
den işlevsellik kazandığıma, bana verilmiş yetenekleri kullan-
dığıma, sevdiğim işi yaparak iyi para kazandığıma, arkadaşla-
rımla güldüğüme, bir nehir kıyısında kendime ait bir arazim
olduğuna, yeniden sevmeye cesaret ettiğime ve bir çocuğum
olduğuna dair hayaller kuruyordum. Ama en çok, mutluluğu
yeniden tanımayı, sadece hayatta olmaktan duyduğum neşe ve
heyecanla yürümeyi hayal ediyordum. Mutluluğun bir anlık,
uçucu bir histen çok daha fazlası olduğu zamanları arzuluyor
ve mutlu olmanın hayalini kuruyordum. Evet, mutlu olmayı
umut ediyordum.
Fakat en iyi şekilde yapılabilecek tek şey elimden geldiğin-
de mümkün olduğu kadar şimdiki zamanda kalmak ve içinde
bulunduğum anla baş etmeye devam etmekti. Böylesine muh-
teşem bir çevrede yaşıyor olmam da bana çok yardımcı oldu.
Etrafımdaki doğal dünyada öylesine karmaşık şeyler oluyordu
ki bu; böcekleri ve kuşları izlerken, ağaçlardan geçen rüzgârın
sesini dinlerken, gökyüzünü ve sürekli değişimini takip eder-
ken anın içinde olabilmeme imkân sağlıyordu.
Yardımını aldığım bir sosyal görevlinin desteği de benim
için bir lütuftu. Bunun sebebi hem benimle aynı meditasyon
tekniğini kullanıyor olması hem de bir şekilde bana bakabil-
mem için bir ayna tutmasıydı. Onun yardımı sayesinde ken-
dime daha farklı açılardan, daha nazik bir yaklaşımla bakmaya
başlamış ve kendi güzel kalbimi fark etmiştim. Ayrıca kendime
değil de başkalarına bakmak için ne kadar fazla enerji harca-
dığımı ve en derinlerde bunu hak etmediğime inandığımı da
görmüştüm. Bunların çoğu, beni tanıdığını zannetseler de as-
lında hiç tanımayan kişilerin beni hâlâ bilinç dışı seviyelerde
etkileyen eski düşünceleriydi. O anda yaşadığım dönüşümün
bir kısmı da bu engellerden tamamen kurtulmaya dair karar-
lılıktı. Ayrıca iyi bir arkadaşın yapması gerektiğini düşünerek
çok zor bir dönem geçiren bir arkadaşımın acısını da çok fazla
yüklenmiştim. Ama onu kurtarmak için yüzmeye çalışırken
kendim de boğuluyordum. Başkalarına gösterdiğim şefkat ve
empatiyi biraz birbirinden ayırıp empati kurduğum kişilere
daha dışarıdan şefkat duymayı öğrenmem gerekiyordu.
Kendime karşı da şefkat duymaya ihtiyacım olduğunu ha-
tırlamak da çok önemli ve özgür kılıcıydı. Bu harika sosyal gö-
revli aynı zamanda önceleri yapay bir huzuru korumak, daha
sonra da içimdeki şefkat yüzünden geliştirdiğim diğer insan-
ların davranışlarına bahaneler bulmak konusundaki kötü alış-
kanlığımı görmeme yardım etti. Rehberlik ederken sahip oldu-
ğu doğrudan yaklaşıma kesinlikle ihtiyacım vardı, dürüstlüğü
işe yarıyordu ve özellikle de Bakıcı Olimpiyatları nda altın ma-
dalya kazanmayı mı hedeflediğimi sorması çok aydınlatıcıydı.
Hem düşüncelerimde hem de eylemlerimde sık sık şefka-
timin bir kısmını kendimle paylaşmayı unutuyordum. Fakat
yıllar süren büyüme ve serbest bırakma çabalarım, zaman za-
man böyle hissetsem de, aslında heba olmamıştı. Tam tersine,
birçok yaramın kaynağı olan, gerçek merkezine ulaşmıştım ve
artık onları kalıcı olarak serbest bırakabilecek durumdaydım.
Acımı kabullenmek, sevgilerine en çok ihtiyaç duyduğum
kişilerin yıllar süren eleştirilerinin etkilerini görmek, başkala-
rının nazik olmayan davranışları için bahaneler bulmaya çalış-
maktan vazgeçmek ve bu konularda konuşmak ancak cesaret,
kendi kendime verdiğim izin ve bu kalıplardan sonsuza dek
kurtulmayı istememle mümkündü. Bunu yapabilmemin yolu,
kendime karşı nazik davranmayı öğrenmem kadar nezaketi nasıl
kabul edeceğimi de öğrenmemdi. İyiliği ve mutluluğu kesinlikle
hak ediyordum. Diğer insanlar buna inanmasa da onlar benim
geçtiğim yolları bilmiyordu ve artık bunun bir önemi yoktu.
Artık inanılmaz iyiliklerin karşıma çıkmasını hak ettiğimi ben
biliyordum. Kendime gösterdiğim nezaketi kabul etmeye başla-
mam için bunu hak ettiğimi anlamam, bu önemli kabulü yap-
mam gerekiyordu. Buna diğer seviyelerde zaten inanıyordum
ama şimdi üzerinde çalıştığım derinlikler buna dâhil değildi. Ve
artık dikkatim, beni gerçekten rahatsız eden seviyelere tekrar
odaklanıyordu. Artık kendi nezaketimi kabul etmemin vakti
gelmişti. Sonuçta ben de bunu hak ediyordum.
Fakat düşük özdeğere ait eski düşünce kalıpları kalmak
için ateşli bir savaş veriyordu ve bazı günler hâlâ duygusal
ve zihinsel acımdan daha güçlü olmak için elimdeki her şeyi
kullanmam gerekiyordu. Fethedilen her katmanla güzellik ve
neşe kırıntıları da zaman zaman ortaya çıkmaya başladı ve bu
hem rahatlatıcı hem de ilham vericiydi. Yakınlardaki ağaçla-
rın yaprakları üzerinde parlayan güneş ışığı kadar basit bir şey
bile inanılmaz bir güzelliğe bürünüp beni beklenmedik şükür
anlarına siiriikleyebiliyordu. Yıllardır doğmayı bekleyen bana
ait yeni parçalar, artık daha doğal birer parçam olmaya baş-
lıyordu. Gerçekten de eski düşünce kalıplarımın bir kısmını
tamamen geride bıraktığım için bazı kalıcı değişiklikler yap-
mayı başarmıştım.
Daha önce zihinsel kalıplarımın sadece bazı açılarıyla uğ-
raştığımı ve onları gerçekten de serbest bırakmayı başardığımı
fark edip tüm bunlar için şükrettim.
Yaşadığım yerin güzelliği de beni şu anda tutmaya devam
ediyordu. Tabii hâlâ çektiğim acı da bunu sağlıyordu. Fakat
kulübemin etrafında her gün izleyebildiğim doğal hayat, beni
her gün besliyordu. Acılarım katman katman azalırken hisle-
ri m daha da keskinleşiyor ve doğal dünyaya daha fazla uyum
sağlıyordu. Hâlâ kötü anlarım olsa da bu bana olağanüstü bir
cesaret veriyordu.
Bazen bu depresyonu istediğim kadar hızlı atlatamadığım
için kendime kızıyordum. Fakat birine yöneltilmiş öfl<e, sade-
ce karşılanmamış beklentilerden kaynaklanır. Ben de pence-
remden gördüğüm güzel bir şeyin farkına vararak, müzik açıp
ona eşlik ederek ya da sadece farkındalığımı yeniden nefes alıp
verişime ve etrafımdaki seslere odaklayarak beklentilerimden
kurtulup kendimi tekrar yaşadığım ana döndürüyordum. Son-
ra kendi gelişimim için doğru hızda ilerlediğimi fark edip du-
rumumu yeniden kabullenebiliyordum.
Eski arkadaşlarımdan biri bana sürekli muhteşem ve or-
ganik cilt bakım ürünleri gönderiyordu. Ben de daha önce
kendime karşı gösterdiğim nezaketsizlikleri dengelemek için
onları özenle sürerek kendimi hem fiziksel hem de zihinsel
olarak besliyordum.

Cevap bırakın