Home » istanbul escort » KARANLIK VE ŞAFAK

KARANLIK VE ŞAFAK

Evin önünden akan bir çay; her an değişen, muhteşem bir
vahşi yaşam manzarasına sahip olmamı sağlıyordu. Ara-
zi, muhteşem ve devasa ağaçlarla süslenmişti. Gün boyunca
kuşlar, gece boyunca da kurbağalar benim için şarkı söylüyor-
du. Her akşam başımın üzerinde sokak lambaları yerine mil-
yonlarca yıldız parlıyordu. Bu gerçek bir lütuftu, özellikle de
mükemmel bir verandada oturup gitar çalarken gün batımını
izlediğim ya da yağmurun teneke damdaki tıngırtılarını din-
lediğim zamanlarda. Cennette yaşıyordum ve bir sürü şükür
duası ediyordum.
Konu canlı eğlenceye ve sanat aktivitelerine kolay ulaşım
olduğunda kır hayatının gerektirdiği birçok fedakârlık olduğu
çok açıktı fakat bana yetecek her şey etrafımdaydı. Zaten ha-
yat tarzım, sürekli bir yerlere seyahat etmeme sebep oluyordu.
Bu yüzden önemli değildi. Yeniden doğanın ritmiyle hareket
ediyordum ve sonunda benim için en anlamlı olan hayatı ya-
şıyordum. Aralarında çiftçinin evi de bulunan beş ev, devasa
arazideki vadiler ve yamaçlara serpiştirilmişti. Bir kiracı olarak
ben sadece bu toprakların keyfini çıkarıyordum.
Her şey daha kolay ve daha hafif görünmeye başlamıştı.
Tekrar taşrada yaşamak, kendimi eve dönmüş gibi hissetmemi
sağlıyordu. Ölmek üzere olan onca insana bakıp ardından da
hapishanede çalıştıktan sonra enerjim öylesine düşüktü ki bir
ara verip bir süre birikimlerimle yaşayabileceğim için çok mut-
luydum. Bu arada ben de yeni alanımda biraz araştırma yapıp
hazır olduğumda önümde beliren her adımı takip ederek han-
gi yöne gideceğime karar verecektim. Her geçen gün kendi-
mi daha iyi hissediyor ve yavaş yavaş canlanıyordum. Olumlu
enerji ve düşünceler yeniden akmaya başlamıştı. Yamaçlar ve
otlaklarda dolaşıp doğanın basitliği ve karmaşıklığı karşısında
hayrete düşerken iyileşmeye başlıyordum.
Önceki yıllardaki olgunlaşmam, birçok harika ve bilge in-
sanın yataklarının yanında oturmuş olmam kesinlikle birçok
olumlu değişikliğin olmasına sebep olmuştu. Sık sık, şefkat
dolu anları ve harika sohbetlerimizi anımsayarak bu hatıralar
karşısında gülıımsüyordum. Özellikle yamaçlar ve vadilerde
dolaştığım zamanlar, bu hayat benden çok uzaktaymış gibi
hissetsem de, beni geri dönülmez biçimde şekillendirmişti ve
bunun için bütün kalbimle şükrediyordum.
Yaratıcı yolculuğuma devam etmek için evde geçirdiğim za-
manların dışında bir kez daha doğadaydım, kendimi kaderin
ellerine bırakmıştım ve bundan sonraki adımların yine kendile-
rini en doğru zamanda göstereceklerine güveniyordum. Zaten
daha önce de bu hep böyle olmuştu. Etrafımda bunca doğal gü-
zellik olunca yazılar ve müzik mucizevi biçimde içimden akma-
ya başladı. Evin etrafındaki doğal hayatın bereketi ve minik çay,
bu basit hayat tarzına çok geçmeden alışmama yardım etti.
Fakat bilincimin çok derinlerinde, düşıık öz değerimin eski
ve yıkıcı kalıpları hâlâ kıpırdanıyordu. Bilinç seviyemde dü-
şünce biçimim, son on yıl içinde inanılmaz ölçüde değişmişti
ve hayat, eski yıllara göre çok daha kolay geliyordu. Bu açıdan
çok huzurlu ve müteşekkirdim ve her yeni günle kendimi biraz
daha toparlıyordum. Duygusal olarak da her şey yolunda gidi-
yordu ya da ben böyle düşünüyordum.
Sonra, bir anda, her şey hiç beklemediğim bir yöne doğru
gitmeye başladı. Oldukça iyi ilerliyordum, bu yüzden bir anda
iyileşme yolculuğumda en derin karanlıklara gömülmem beni
ciddi biçimde sarstı. Hepsinin ötesinde, bu seferki dalga daha
öncekilerden çok daha derinlerdeki bir seviyeden geliyordu.
Kalan (ve yenilenmekte olduğunu sandığım) enerjim neredey-
se bir gecede, sanki biri elektrik prizinden fişimi çekmiş ve bir
çuval gibi yere düşmüşüm gibi tamamen ortadan kayboldu.
Her şey çok ani olmuştu. Sahip olduğum enerjinin her damlası
tamamen yok olmuştu.
Birkaç yerel bağlantı kurmak için geçici işler bulma fikri,
pencereden uçup gitti. Birileriyle yüz yüze gelmenin fikri bile
imkânsız görünüyordu. Kısa süreli bile olsa herhangi bir işte
çalışmanın düşüncesi bile söz konusu değildi. Bunu yapabi-
lecek halde değildim. Bu değişikliklerle yüzleşmek için benli-
ğimin en derindeki merkezine girmeye zorlanıyordum ve bu
gerçekten de çok zorlu bir yolculuktu. Fakat seçme şansım
yoktu. Ben istesem de istemesem de o geliyordu ve gözyaşla-
rı bir kez başladığında onları durdurmamın bir yolu yoktu.
Geçmişimden tamamen kopup özgür kalmak için, doğdu-
ğum insan olabilmem için iyileşmeye ihtiyacım vardı. Bun-
lar, hayatımda geçirdiğim en zor aylardı çünkü beklenmedik
biçimde hızla intihar eğilimli bir depresyonun derinliklerine
gömülüyordum.
Beni çok yakından tanıyan insanlar bile karşılarındaki kişi-
nin ben olduğuma inanamıyorlardı. Bu durumu yaşayan kişi
ben olmasaydım, buna ben de inanamayabilirdim. Daha önce
depresyonu başkalarında bire bir deneyimlemiştim ve kendimi
asla böyle bir noktada hayal edemezdim. Ama depresyon tam
da böyle bir şeydi ve kurbanları için başlangıçta her şeyi daha
da zorlaştıran şey de buydu: Bunun onların başına geldiğini
anlamalarının yarattığı şok.
Bazı arkadaşlarım doğrudan buna inanmayı reddetti. Her
zaman herkesin enerjisini yükselten Bronnie, nasıl olur da bu
kadar bitkin düşerdi? Bazılarıysa beni bu kadar kırılgan bir
noktada görünce bununla nasıl baş edebileceklerini bileme-
diler. Beni çok iyi tanıdığını düşündüğüm diğer arkadaşları-
mın telefonda verdiği tavsiyeler, yapabileceklerimden öylesine
uzaktı ki bu kendimi daha da anlaşılmamış hissetmeme sebep
oldu. Daha üzgün olmam mümkün olsaydı, bu beni daha da
üzerdi. Ama bu imkânsızdı, bu yüzden daha fazla üzülmedim.
Diğer insanlar, endişelerim arasında son sıradaydı. Dikkatimi
verebildiğim tek şey kendimdim ve bunu da her zaman yapa-
bildiğim söylenemezdi.
Fakat durumumu nasıl değiştirebileceğime dair tavsiyeler
her yönden gelmeye devam etti. Depresyondaki insanların en
çok ihtiyaç duyduğu şey kabullenilmektir. Depresyon, kendi
hızında ilerleme izni verildiği takdirde içinden geçen kişiye
olumlu değişimler için en hızlandırıcı hediyelerden biri olabi-
len bir hastalıktır. Depresyon, bu duruma modern toplumun
verdiği isimdir. Fakat aslında bu, ruhsal dönüşüm ve uyanış
için inanılmaz bir zaman ve büyük bir fırsattır. Depresyon, bü-
yük bir çözülme olabilir. Fakat kararlılık, teslim olma isteği ve
inançla yaklaşıldığında büyük bir atılıma da dönüşebilir. Ama
tabii, bu onu eğlenceli hale getirmez.
Henüz aklımdan günün ilk düşüncesi bile geçemeden ağla-
yarak uyanıyordum ve beni tanıyan insanların şefkatine ve sab-
rına ihtiyaç duyuyordum. Bazen ilk düşüncelerim bilinçli bile
olmuyor ve hafifçe uyanır uyanmaz ağlamaya başlıyordum.
Bazense kendim ve içinde bulunduğum durum için katlanıl-
maz bir üzüntü duyuyordum; hayat bu günlerde aslına bakar-
sanız uzun yıllardır baş edilemeyecek kadar zordu. Her şeye
en baştan başlayacak enerjim olmadığını kabul etsem de buna
mecbur olduğumu bilmek de üzerimde ağır bir baskı oluştu-
ruyordu çünkü gereken enerjiyi bulmayı bir kenara bırakın,
bunu yapmak için gereken enerjiye sahip olduğumu hayal bile
edemiyordum. Fakat özellikle de neredeyse kimseyi tanımadı-
ğım bu bölgede, kimse ön kapımda belirip bana mükemmel
bir iş teklif etmeyecekti.
Yakın çevremdeki hiç kimse derin üzüntüm ve enerji dü-
şüklüğümle nasıl baş edeceğini bilmiyordu, bu yüzden beni
tekrar ayağa kaldırmak ve yeniden hayata döndüğümü görmek
için bana telefon edip tavsiyelerde bulunmaya devam ettiler.

Cevap bırakın