Home » istanbul escort » KENDİNİZE İZİN VERİN

KENDİNİZE İZİN VERİN

Çalışma hayatım düşünüldüğünde Harry’e bakmak yaptı
ğım en kolay işti. Bunun sebebi, sadece Harry’nin muh
teşem biri olması değil; ayrıca ailesinin her şeyi kendileri yap
mak konusunda çok ısrarcı olmasıydı. Beş kızından üçü aynı
mahallede yaşıyordu ve neredeyse her gün Harry’nin yemek
lerini onlar getirirdi. Oğullarından biri de babasının bakımı
nı yapmak konusunda ısrarcıydı. Fakat benim orada olmama
ihtiyaçları olup olmadığını sorduğumda hepsi orada olmamı
istedikleri konusunda bana güvence verdi. Tabii bunun anla
mı, zamanımın çoğunu okuyarak ya da yazarak geçirebilece
ğimdi. İçinde yaşayan tek kişinin yataktan kalkamadığı, zaten
temiz ve düzenli bir evde yapılması gereken çok fazla ev işi de
olmuyordu. Gerçi o mutfakta birkaç yeni ve nefis çorba tarifi
keşfetmiştim.
Harry’nin gür kaşları, kıllı kulakları, kıpkırmızı bir yüzü ve
dürüst bir gülüşü vardı. Birbirimizden hemen hoşlanmıştık.
Tanıştıktan birkaç dakika sonra ikimiz de birbirimize birer
şaka yapmıştık bile. Yani daha en baştan, kolay ve doğal bir
ilişkimiz olmuştu.
Fakat oğlu Brian’la durum çok farklıydı. O çok sinirli bi
riydi. Brian yıllar önce ailesiyle kavga etmişti ve iletişimleri
devam etse de aralarındaki bağ bir daha hiç eskisi gibi olma
mıştı. Ailenin geri kalan kısmı bunun Brianın suçu olduğunu
düşünüyordu. Fakat ben ne o kadar yıl önce yanlarındaydım
ne de Harry’nin ya da Brian ın neler düşünüp hissettiğini bili
yordum, bu yüzden bu konuda bir fikrim yoktu. Zaten bence
bunun bir önemi yoktu. Brianın babasının bir numaralı bakı
cısı olmakta ısrarcı davranarak arada kaybettikleri zamanı telafi
etmeye çalıştığı çok açıktı.
Brian, Harry’e yardım etmek için yaptığım her girişime mü
dahale ediyordu. Artık bir müşterinin rahat edeceği pozisyonu
bulmak konusunda oldukça iyiydim. Bu sezgisel bir şeydi ve
birçok müşterim bu konuda bana iltifat ederdi. Fakat aileler sık
sık nazik davranmak adına yastıkları ve desteklerin pozisyonu
nu değiştirirdi. Bu dönemde bir insanın vücudunun ne kadar
duyarlı olduğunu ve en ufak bir değişikliğin bile sahip oldukları
küçücük konforu ellerinden alabileceğini fark etmezlerdi.
Oğlu her gün gönülsüzce birkaç saatliğine işe gittiğinde
yaptığım ilk şey Harry’i yeniden rahat ettirmek olurdu. Gün
içinde, oğlu tarafından izlenmediğim kısacık bir an bile oldu
ğunda, Harry’nin de yaptığı ilk şey benden yastıkları düzenle
memi istemek olurdu.
Fakat her akşamüstü, tüm aile birlikte yenen akşam yemeği
için eve gelmeden önce birlikte birkaç saat geçirirdik. Gerçi ar
tık babaları pek yemek yemiyordu. Bu saatler gerçekten harika
olurdu ve Harry bu zaman dilimine sevgiyle, “Huzur saatle
ri” diyordu. Ben onun fiziksel ihtiyaçlarını giderirken birlikte
çene çalıp gülerdik. Bunu genellikle bir fincan çay ve sohbetin
devamı izlerdi.
Harry karısını yirmi yıl önce kaybetmişti fakat ondan son
ra da güzel bir hayat yaşamaya devam etmişti. Yaptığı işi se
viyordu fakat emekli olduktan sonra, birkaç spor kulübüne
üye olup daha yoğun bir hayat yaşamaya başlamıştı. Hastalığı
ölümcüldü ama bundan önce hayatı boyunca hep çok sağlıklı
olmuştu.
“Bana verilmiş bir hediye olan sağlığa saygı duydum” de
mişti Harry bana. “Her zaman hareketliydim ve şu yaşta bu
kadar hareketli olmalısın diyen sınırlamalara hiçbir zaman
inanmadım. İnsanlar kendilerini zamanından önce ihtiyarla
tıyor, anlıyor musun?” Ölümcül bir hastalığa sahip olmasına
rağmen Harry sekiz yıldır gördüğüm en sağlıklı kişiydi. Hasta
lık yavaş yavaş onu eritmeye başlamıştı fakat daha önceki zin
deliğinin kanıtları hâlâ görünür haldeydi. Örneğin bacağına
masaj yaparken uzun yürüyüşlerinin sonucu olan kaslarının
hâlâ belirgin olduğunu görebiliyordum.
“Sen emekli olduğunda ve çocukların, kendi çocuklarını
yetiştirmeye başladığında arkadaşlara duyulan ihtiyaç her za
mankinden daha önemli hale geliyor” demişti Harry. “Ben de
karım öldüğünde, Tanrı onu kutsasın, kürek kulübüne katıl
dım. Sonra bir yürüyüş kulübüne girdim. Çalışmaya nasıl va
kit bulduğumu hiç bilmiyorum!”
Harry geniş bir ailenin çok önemli olduğuna, büyük ebe
veynlerin çocukların hayatının doğrudan parçası olması ve on
larla bol bol vakit geçirmesi gerektiğine inanıyordu. Onu her
gün ziyaret eden torunlarıyla ilişkisinin, onlar üzerinde sevgi
dolu ve çok olumlu bir etkisi olduğu kolayca görülebiliyordu.
“Ailem her şeyden önce gelir ama insanın kendi yaşında ar
kadaşlara da ihtiyacı oluyor. Bu kulüplerde edindiğim arkadaş
larım olmasaydı, çok yalnız bir insan olurdum. Yanımda kimse
olmadığı için yalnız olmazdım çünkü çocuklarım ve torunla
rım var ama etrafımda benim gibi düşünen, benim yaşımdaki
insanların eksikliğini çekerdim.”
Akşamüstü güneşi, huzur saatlerinin bitmek üzere oldu
ğu konusunda bizi uyarana kadar odasında saatlerce sohbet
ederdik. Aile kısa süre sonra yanımıza gelirdi fakat Harry
konuşabildiği sürece konuşmaya devam ederdi. İnsanların
arkadaşların önemini neden bu kadar geç fark ettiklerini
anlamadığını söylerdi. Yaşlı insanların aileleri içinde sevgi
ve saygı duyulan bir pozisyona sahip olmasının güzel oldu
ğunu düşünüyordu fakat birçoğunun bu arada arkadaşları
için ayıracak zaman bulamaması onu hayal kırıklığına uğ
ratıyordu.
“Bunu anladıklarında çok geç olacak” diyerek ısrar ediyor
du. “Ama bu sadece benim akranlarımla ilgili bir şey değil.
Gençlere baktığımda da kendilerini hayatın akışına çok fazla
kaptırdıklarını, çok meşgul olduklarını, arada sırada kendile
ri için kısa da olsa vakit ayırmadıklarını ve sadece kendileri
ni mutlu eden hiçbir şey yapmadıklarını görüyorum. Onlar
gerçekte kim olduklarını tamamen unutuyorlar. Arkadaşlarıyla
geçirecekleri kısa süreler bile bir anne, baba, dede ya da anne
anne olmadıklarında kim olduklarını onlara hatırlatabilir. Ne
demek istediğimi anlıyor musun?”
Bu süreci yaşayan birçok kişiyi görmüş biri olarak ona hak
verdim ve kendileri için az da olsa zaman ayırmış olanların,
diğerlerine göre çok daha mutlu insanlar olduklarını söyledim.
Ayrıca onlarla vakit geçirmek de çok daha güzeldi.
“Kesinlikle!’ dedi gülerek ve elini yatağa vurdu. “İyi arka
daşlıklar bizi etkiler. Arkadaşlıkların güzel tarafı, bu insanların
ortak zeminlerimiz sayesinde bizi olduğumuz gibi kabul etme
sidir. Arkadaşlık, olduğun gibi kabul edilme meselesidir, eşin
ya da ailen gibi olmanı istedikleri insan olmanla ilgili değil.
Arkadaşlıklarımızı korumalıyız, sevgili kızım.”
Harry i düzenli olarak ziyarete gelen insan seline bakıldığın
da bu adamın söylediklerini hayata geçirmiş olduğu kolayca
görülebiliyordu. Tüm arkadaşları mutlu ve neşeli insanlardı ve
yanlarında keyifli bir hava getiriyorlardı. Fakat hastalığına say
gı göstererek bazen dinlendiğini ve rahatsız edilmemesi gerek
tiğini de kabul ediyorlardı.
Bir akşamüstü Harry benim arkadaşlıklarımın nasıl olduğu
nu sordu. Ben de ona yakın arkadaşlarımdan bahsettim ve son
zamanlarda ben değiştikçe diğer arkadaşlıklarımın nasıl değiş
tiğini anlattım.
“Elbette, bu da çok doğal” dedi. “Hayat boyunca gelen ve
giden arkadaşlar olur. Bu yüzden yanımızdayken onlara değer
vermemiz gerekir. Bazen sadece birbirinizden öğrenmeniz ya
da birbirinizle paylaşmanız gereken şeyler biter. Ama bazıları
uzakta da olsa hayatında kalır ve bu ortak tarih ve anlayış, yo
lun sonuna geldiğinde çok rahatlatıcı bir şeydir.”

 

Cevap bırakın