Home » istanbul escort » MUTLULUK ŞU ANDADIR BÖLÜM 2

MUTLULUK ŞU ANDADIR BÖLÜM 2

Ziyaretçilerinin paylaştığı birçok hikâyeden Cath’in işi ko
nusunda çok hırslı ama çoğunlukla diğerleri için olumlu bir
enerji kaynağı olduğu anlaşılıyordu. Artık ölüme yaklaşan her
kes gibi ziyaretçilerinin kendi hayatları hakkında yeni haberler
getirmesine ve yaşadığı çitin dışında neler olduğunu anlatma
sına bayılıyordu. Ölümü bekleyen insanlar, kendileri artık dı
şarıdaki dünyada yaşayamadıkları için oradan gelen en ufak
haber kırıntısının bile keyfini daha çok çıkarırlar. Çoğunlukla
akrabalar ve arkadaşlar ne söyleyeceklerini bilemezler. Dışarı
daki olaylar hakkında haber almak insanları hayata bağlar ve
bu onlar için olumsuz değil olumludur.
Bu, Cath için de geçerliydi. Mümkün olduğunca çok mutlu
haber almak istiyordu. Fakat bu ziyaretçileri için oldukça zor
du çünkü onlar da sevdikleri birini günden güne kaybetmenin
kalp kırıklığını yaşıyordu. Aramızda kolay kurulan bağ saye
sinde Cath’le her şey hakkında açıkça konuşabiliyordum ve ar
kadaşı Sue’nun isteği üzerine bir gün ziyaretçilerinden birinin
duygularına dokundum.
Sue, her geldiğinde yapmak istediği tek şey gözleri kuruyana
kadar ağlamak olsa da arkadaşı için olumlu kalmaya çalışıyor
du. Bana her ziyaret öncesinde arabasında oturup nasıl kendini
güçlü ve mutlu hissetmeye zorladığını anlatmıştı. Ziyaret son
rasında ise arabasında oturup bütün kalbiyle ağlıyordu. “Bunu
bir şekilde fark ediyordum” diye itiraf etmişti Cath daha sonra.
“Sadece kendiminkinin üstüne bir de Sue’nun üzüntüsüyle baş
edebilir miyim bilmiyorum. Bunu da taşıyamam.”
“Ama bunu taşımana gerek yok’ dedim. “Sadece o duygu-
larını paylaştığında konuyu değiştirmeyerek kendini dürüstçe
ifade etmesine izin ver. Bunu da taşımak zorunda değilsin. O
da senden bunu istemiyor. Sadece sana, seni ne kadar sevdiğini
söylemeye ihtiyacı var ama bunu ağlamadan ya da sen ona izin
vermeden yapamıyor.”
Cath ne demek istediğimi anladı ve herkesin bu kadar üzül
mesine sebep olduğu için kendini kötü hissettiğini söyledi.
Bu neredeyse onu utandırıyordu. ” Tanrım Cath, hayatının bu
aşamasında gururun gerçekten bir önemi var mı?” diye açıkça
ama nazikçe sordum. Cath yanıt olarak güldü. “Sadece her şeyi
ortaya dök ve insanların seni ne kadar sevdiğini söylemelerine
izin ver” dedim.
Cath bana gülümsedi ve cevap vermeden önce bir süre ses
sizce oturdu. “Bir süre önce, hastalığımın ciddiyetini öğrendi
ğimde, duygularımı reddetmemeyi, tersine onları kabul etmeyi
de öğrendim. Artık ortaya çıktıklarında onlara izin veriyorum.
O gün banyoda senin önünde öyle özgürce ağlayabilmemin
sebebi de buydu. Duygularımı o an oldukları gibi kabul et
meyi ve onları engellemeye çalışarak reddetmemeyi öğrendim.
Zaten onlar sadece düşüncelerimin ürünleri. Daha iyi şeylere
odaklanarak yeni duygular yaratmanın mümkün olduğunu
biliyorum. Ama şu an içimde olan duygular, şu anki benim
parçalarım ve onları yanımda taşımaktansa ifade etmem çok
daha iyi. Ama yine de insanların kendilerini dürüstçe ifade et
mesini reddederek ve bunu engelleyerek onların duygularına
saygı göstermiyorum.” Cath kendi kendisine başını sallayıp iç
geçirdi. Ardından, bir an düşündükten sonra bana gülümse
yerek baktı ve şöyle dedi: “Sanırım cesur olmamın ve onların
gözyaşlarının da akmasına izin vermemin vakti geldi.”
Ona hak vererek başımı salladım ve ardından gelen olayların
hâlâ hafif olma ihtimali olduğunu söyledim. Ama akrabaları ve
arkadaşlarının, o ana kadar biriktirdiği duygularının paylaşıl
maya ihtiyacı vardı. Onu seviyorlardı ve bu bazen ağlamaları
anlamına gelse de bunu ona söyleyebilmeleri ve gösterebilme
leri gerekiyordu.
Bundan kısa süre sonra Cath le ziyaretçileri arasında göz
yaşlarıyla dolu birçok konuşma geçti ama aralarında akan sevgi
ilham vericiydi. Biraz buruk olsa da karşılıklı olarak kalpler
açılmıştı ve artık akan sevginin ifade edilmesi sayesinde iyileş
me süreci başlamıştı.
Çok gözyaşı dökülen bir günde, son arkadaşı kısa süre önce
evden ayrılmıştı. Cath hem mutluluk hem üzüntü gözyaşları
arasından gülümsüyordu ve arkadaşı gözden kaybolana kadar
art arda espriler yapmıştı. Arkadaşı gittiğinde Cath bana sevgiy
le baktı. “Evet, duyguların kendini göstermesine izin vermek
ve onları kabul etmek çok önemli. Ve arkadaşlarım için sağlıklı
olan da bu. “Ayrıca bunlar onlar için daha iyi anılar olacak. Hiç
gerek olmayan yükleri taşıyarak engellenmiş olmayacaklar.”
Bu analizinden büyük bir keyif alarak anlayışla başımı sal
ladım. Daha kötü günlerimde ben de sonunda kendimi duy
gularımdan ayırmayı öğrenmiş, acımın ya da neşemin sadece
duygusal ifadeler olduğunu ve benim kişiliğim olmadığını fark
etmiştim. Herkes gibi ben de bilgeliği ruhumun derinliklerinde
taşıyordum. Ama gerçek benliğimi tanımak için duygularımın
dışarı çıkmasına izin vermem gerekiyordu. Bunu yapmazsam
her zaman buraya olmak için geldiğim kişi olma potansiyeli
mi engelleyeceklerdi. Bu yüzden Cath’in de benzer bir sonuca
varmasından ama bunu kendi kelimeleriyle ifade etmesinden
memnun olmuştum.
Kilo kaybetmeye devam ettikçe zaten ince bir yapıya sahip
olan Cath kısa süre içinde hasta görünmeye başladı. “Zama
nım doluyor, işaretleri görmezden gelemem, orası kesin” dedi
bir sabah, lazımlıklı iskemlesinde otururken. Müşterilerim
portatif tuvaletlerinde oturup sabah işlerini hallederken yan
larında otururdum ve aramızda birçok konuşma geçerdi. O an
bağırsaklarının çalışmakta olduğu hiçbir zaman konu edilmez
di. Bu sadece rutinin bir parçasıydı ve bu tip bir işin iyi bir
sohbeti engellemesine izin vermenin hiç anlamı yoktu. Sonra
sında Cath in yatağına dönmesine yardım ederken gerçekten
de işaretlerin, zamanının tükendiğini gösterdiğini düşündüm.
Yatağına yerleştikten sonra Cath şöyle dedi: “Yaşam biçi
mim yüzünden üzgün değilim çünkü yaptığım şeylerin çoğun
dan çok fazla şey öğrendim. Fakat bana bir şeyleri değiştirme
şansı verilseydi hayatıma mutluluğun girmesine daha çok izin
verirdim.” Ondan bu sözleri duymak beni biraz altüst etti. El
bette daha önce bu sözleri duyduğum başka müşterilerim ol
muştu fakat Cath mutlu biri gibi görünüyordu. Tabii, ölmek
üzereyken ve bu süreçte vücudu gitgide çökerken olabileceği
kadar mutluydu. Bu konuda ona soru sormak istedim.
Cath bana işini çok sevdiğini fakat her zaman sonuçlara çok
fazla önem verdiğini anlattı. Sorunlu gençler için yürütülen pro
jelerde çalışmıştı ve tatmin edici bir hayat için topluma katkı sağ
lamanın hayati öneme sahip olduğuna inanıyordu. “Hepimizin
paylaşabileceği yetenekleri var, hem de her birimizin. İşinin ne
olduğu hiç fark etmez. Önemli olan, daha iyi bir dünya kurmayı
umarak bilinçli bir katkıda bulunmaktır diye sözlerine devam
etti. “İşlerin daha iyiye gitmesinin tek yolu, hepimizin paylaştı
ğımız bağlantıyı fark etmemiz. İyi olan hiçbir şey tek başına ya
pılamaz. Keşke birbirimize rekabet ve korkuyla yaklaşacağımıza,
herkesin iyiliği için birlikte çalışmayı öğrenebilseydik
Artık çok bitkin olmasına ve zamanının çoğunu yatakta ge
çirmesine rağmen Cath in hâlâ söyleyecek çok sözii vardı. Onu
en son terk edecek şeyin filozof tarafı olduğundan şüphelenmeye
başlamıştım ve bu benim için gayet uygundu. Ben kollarına ve
ellerine krem sürerken o konuşmaya devam etti. “Hepimizin ya
pabileceği olumlu bir katkı var. Ben, bana düşeni yaptım. Ama
hayattaki amacımı ararken, bu süreçte kendimi mutlu etmeyi
unuttum. Önemli olan sadece sonuçlar ya da aradığım şeyi bul
maktı. Sonra sevdiğim ve içtenlikle katkıda bulunma niyetiyle
yapabileceğim işi bulduğumda da hâlâ sonuç odaklıydım.”

 

Cevap bırakın