Home » istanbul escort » MUTLULUK ŞU ANDADIR

MUTLULUK ŞU ANDADIR

Tüm müşterilerim arasında kesinlikle en filozof olanı
Cathti. Onun her konuda bir fikri vardı. Ama bunlar,
körlemesine ortaya attığı değil; bilgiden doğan bir fikirlerdi.
Bilgi ve felsefeye duyduğu büyük sevgi sayesinde elli bir yıl
lık yaşamında çok büyük bir birikim elde etmişti. Cath hâlâ
doğduğu evde yaşıyordu. “Annem de burada doğdu ve burada
öldü. Ben de aynısını yapacağım’ diyordu kararlılıkla.
Ayrıca banyo yapmayı da çok seviyordu, bu yüzden ilk
birkaç ay yaptığımız konuşmaların en güzelleri genellikle o
banyo yapar, ben de yanındaki taburede otururken gerçek
leşmişti. Ben de iyi bir banyoyu çok sevdiğim için Cath in
küvetin tadını olabildiğince uzun süre çıkarmasını sağlama
ya çalışırdım. Fakat kısa süre sonra güçten düşecek ve benim
yardımımla bile küvete girmeyi ya da oradan çıkmayı
başaramayacak hale gelecekti.
Ayrıca kayıp düşmesi de büyük
bir riskti.
Bu banyonun yaptığı son banyo olduğunu anladığında Cath
ağlamaya başladı. Gözyaşları, etrafındaki suya damlıyordu.
“Her şey tek tek gidiyor. Şimdi de banyo” dedi gözyaşları için
de. “Sonra yiirüyemeyeceğim. Sonra ayakta bile duramayaca
ğım ve en sonunda, ben, her şeyim gitmiş olacak. Her şey gidi
yor. Hayatım çözülüp gidiyor.” Ağlayışı, kısa süre sonra dürüst
ve sınırlandırılmamış iç çekişlere dönüştü. Bir yandan onun
için üzülüyordum ve neredeyse benim de gözyaşlarını akmaya
başlayacaktı fakat bir yandan duygularını bu kadar büyük bir
dürüstlükle serbest bırakabilen birini görmek güzeldi.
Cath ruhunun derinliklerinden gelen gözyaşlarıyla uzun
süre ağladı. Artık dökecek gözyaşı kalmamış gibi görünme
ye başladığındaysa ağlamaktan bitkin düşmüş halde banyoda
sessizce oturarak suyun üstüne şekiller çizmeye başladı. Daha
sonra her iç çekişi daha da derinlerden gelerek ve gitgide ilkel
leşerek tekrar ağlamaya başladı. O ana kadar yaşadığı her üzücü
anı için, kaybettiği tüm insanlar için ve en fazla da aramızdan
ayrılarak kaybedeceği şeyler için ağladı. Ama Cath özellikle
kendisi için ağlıyordu.
Ne zaman yanından ayrılıp ona biraz mahremiyet sağlama
ya çalışsam başını sallayıp benden yanında kalmamı istedi. Ben
de sandalyeye oturup ona sevgimi gönderdim ve o ağlarken
yanında oldum. Bu yürek parçalayıcı gözyaşları çok derin bir
yerden geldiğini bildiğim için aynı zamanda sağlıklıydı.
Bir yarım saat daha geçtikten sonra su ısısını kaybetmeye
başlayınca banyoya biraz daha su eklemeyi teklif ettim. Cath
başını salladı. “Hayır, önemli değil. Zamanı geldi” dedi ve kü
vetin tıpasını çekip çıkmasına yardım etmem için bana baktı.
Bundan kısa bir süre sonra onu açık mavi sabahlığına sarıp ateş
kırmızısı terliklerini giydirip tekerlekli sandalyesinde güneşe
çıkardığımda huzurlu görünüyordu.
“Şu kuşu dinle” dedi gülümseyerek, ikimiz de kuşun şarkı
sının keyfini çıkararak sessizce oturduk. Eşinin, sokağın biraz
ilerisindeki ağaçtan ona cevap verdiğini duyduğumuzda gü
lümsememiz daha da genişledi. “Benim için artık her gün bir
hediye, anlıyor musun? Aslında her zaman her gün bir hedi
yeydi ama ben ancak şimdi her günün bize sunduğu muazzam
güzelliği görecek kadar yavaşladım. Çok fazla şeyin hep bizim
le olacağını düşünüyoruz. Dinle.” Yakınlardaki birkaç ağaçtan
farklı şarkılar yükseliyordu.
Cath şükretmenin ne kadar büyük bir güç olduğunu fark
ettiğini söyledi. Hayattan her zaman daha fazlasını istemek
çok kolaydı ve bu bir noktaya kadar sorun da değildi çün
kü varlığımızı genişletmek, hayal kurmanın ve büyümenin
bir parçasıydı. Fakat hiçbir zaman istediğimiz her şeyi elde
edemeyeceğimiz ve sürekli büyümeye devam edeceğimiz için
o anda sahip olduğumuz şeylere şükretmek hepsinden önem-
liydi. Cath insan ister yirmilerine, ister altmışlarına, ister sek
senlerine kadar yaşasın hayatın çok hızlı geçtiğini söylüyordu.
Çok haklıydı. Her gün kendi başına bir hediye ve lütuftur.
Zaten sahip olabileceğimiz tek şey de şu an içinde olduğumuz
zamandır.
Son yirmi yıldır her günün sonunda şükrettiğim şeyleri yaz
dığım bir şükür günlüğü tutuyordum. Genellikle şükrettiğim
bir sürü şey olurdu. Fakat bazen, özellikle de karanlık zaman
larda, oraya yazacak bir şeyler bulmakta zorlanırdım. Duygusal
yorgunluk beni o kadar tüketirdi ki şükredecek bir şey bul
manın bile gayret gerektirdiği bir noktaya gelirdim. Fakat bu
konuda her zaman ısrarcı davrandım. O zamanlarda bile temiz
su, uyuyabileceğim bir yer, karnımdaki yiyecek, bir yabancının
bana gülümsemesi ya da bir kuşun şakıması gibi şükredecek
bir şeyler bulmayı başarırdım.
Ama Çatlı’a açıkladığım gibi her akşam yazıya dökerek bir
şeyler için şükretsem de şükretmeyi alışkanlık haline getirmek
için hâlâ yapmam gereken çalışmalar vardı. En hafif ifadeyle
bana verilen her hediye için sessizce bir şükür duası etmeyi
yeni bir alışkanlık haline getirmem gerekiyordu.
Doğa her zaman anında şükredebildiğim bir şey olmuştu.
Ona verdiğim örneklerden biri, yumuşak bir rüzgâr yüzümü
yalayıp geçtiğinde bunu hissedebilmek için dışarıda olabilecek
kadar sağlıklı olduğuma şükrettiğimdi. Fakat yolda karşıma çı
kan diğer şeyler için de daha çok şükredebilmek istiyordum.
Günlüğüme yazmak beni daha büyük bir şükür seviyesine taşı
dıysa da şükretmeyi hayatımın günlük olayları içine taşıyan şey,
daha çok şimdiki zamanda yaşamak konusundaki başarım ol
muştu. Hayatın her saatinde teşekkür edebilecek bir şeyler bu
labiliyordum ve alışkanlığımın artık oluştuğuna karar verdim.
“Önüne çıkan şeylere böyle şükran duyuyorsan eminim bir
çok lııtufla da karşılaşmışındır” diye sorguladı Cath.
“İzin verdiğim zaman Cath, kendi değerimi hatırlayıp
akışa izin verdiğim zaman, evet. Hayatımda kesinlikle çok
büyük liitufiarla karşılaştım. Bazen sadece kendi kendime
kapattığım yoldan çekilmem gerekti. Herkes gibi bana da lii
tuflar, şükrettiğim ve akışa izin verdiğim anlarda daha çok
bahşedildi.”
Cath bu teorime güldü ve katıldı. “Evet, bize doğru akmak
istiyor. Ama şükretmeyerek ve akmasına izin vermeyerek sa
nırım onu engelliyoruz. Birçok insan ne kadar çok şeye sahip
olduklarının hiç farkında olmuyorlar. Ben de uzun süre bunun
farkında değildim. Ama neyse ki bu konuda, bu hastalık beni
ele geçirmeye başlamadan önce çalışmaya başlamıştım; böylece
içimdeki daha iyi bir yerden yaşamaya devam edebildim.”
Güneşin altında epeyce keyifli vakit geçirdikten sonra
Cath’in öğle yemeğini yemeye ve biraz dinlenmeye ihtiyacı
oldu. Öğle yemeği, dondurma ve haşlanmış meyvelerden olu
şuyordu. Artık yemeyi kaldırabildiği tek şey buydu. Bunlar
dışındaki her şeyi çiğnemenin çok fazla çaba gerektirdiğini ve
çok tatsız geldiğini söylüyordu. Daha sonra bacaklarını kaldı
rıp yatağa koydum, onu rahat bir pozisyona getirdim ve perde
leri çektim. Ağrı kesicilerinin dozajı kısa süre önce artırılmıştı
ve bu daha rahat etmesini sağlasa da onu bitkin düşürüyordu.
Bu yüzden göz açıp kapayana kadar derin bir uykuya daldı.
Akşamın erken saatlerinde Cath’in eski kız arkadaşı hatırını
sormak için uğradı. Aralarında kırgınlık yoktu. On yıl kadar
önce ayrıldıktan sonra arkadaş kalmışlardı. Aralarında, nazik ve
saygılı bir arkadaşlık vardı. Cath in ağabeyi, karısı, çocukları ve
küçük erkek kardeşi de düzenli ziyaretçiler arasındaydı. Her gün
uğrayan birkaç komşu vardı ve eski arkadaşları ve meslektaşları
da fırsat buldukça uğruyordu. O, çok sevilen bir kadındı.

 

Cevap bırakın