Home » istanbul escort » PİŞMANLIK YOK BÖLÜM 2

PİŞMANLIK YOK BÖLÜM 2

Grace “Keşke başkalarının benden beklediği gibi değil,
kendi istediğim gibi bir hayat yaşayacak kadar cesur olsaydım”
derken hayatının bu hale gelmiş olmasından dolayı büyük bir
üzüntü duyuyordu.
Gerçek benliğimizi ortaya koymanın bu kadar çok cesaret
gerektirmesi gerçekten çok yazık. Ama gerektiriyor. Bazen akıl
almaz bir cesaret gerektiriyor. Bazen gerçek kimliğinizi orta-
ya koymak, kendi kendinize bile dile getiremediğiniz bir şey.
Bildiğiniz tek şey içinizde, şu anda yaşadığınız hayatın tatmin
edemediği bir arzunun varlığı oluyor. Sizin hayatınızı yaşama-
mış olan insanlara bunu anlatmaya çalışmak, sadece kendinizi
daha fazla sorgulamanıza sebep olabiliyor.
Fakat bilge Buda’nın iki yüz yıldan uzun süre önce söylediği
gibi, “Zihin yanıtları bilmez. Yürek, soruları bilmez.” Sizi mut-
luluğa götürecek olan şey zihin değil, yürektir. Zihni aşıp di-
ğer insanların beklentilerini geride bırakmak kendi kalbinizin
sesini duymanıza olanak sağlar. Ve gerçek mutluluk, bundan
sonra o sesi takip edebilecek cesarete sahip olmakta yatar. Bu
arada zihniniz üzerinde egemenlik sağlamaya çalışırken kalbi-
nizi geliştirmeye devam edin. Kalbiniz büyüdükçe hayat daha
çok mutluluk ve huzuru yolunuza çıkarır. Mutlu bir hayat da
sizin onu istediğiniz kadar sizi ister.
Anthony bakımevinde yatarken daha iyi bir hayat için yeni
şeyler deneyecek cesarete sahip olmadığını itiraf ediyordu ve
ne yazık ki hayatını böyle bir korkunun yönlendirmesine izin
vermiş olmanın sonuçlarını yaşıyordu. Bu, sizin de vaktin-
den önce kendinizi bir bakımevinde bulacağınız anlamına
gelmez. Ama onun hayatının bir parçası haline gelen uyaran
ve mutluluk eksikliği, bizim aramızdaki milyonlarca insanın
hayatından çok da farklı değil. Her günü güvenli ve tehlikesiz
ama asla tatmin edici olmayan, zihni uyuşturan bir rutinle
geçiyordu.
Büyük değişiklikler yaratmak dayanıklılık gerektirir. Fakat
ne kadar uzun süre yanlış bir çevrede kalıp onun ürünü olmaya
devam ederseniz gerçek mutluluk ve tatmini bulma olasılığını-
zı da o kadar uzun süre reddedersiniz. Hayat, sadece yüzleştiği-
miz zaman yenebileceğimiz korkular yüzünden akıp gitmesini
izlemek için çok kısadır.
Florance’ın malikânesinin bahçesindeki güzelim çiçekleri
boğan sarmaşıklar gibi hepimiz kendi tuzaklarımızı yaratabi-
liriz. Elbette, bu tuzakların çoğu, sarmaşıklar kadar kolay yok
edebileceğimiz şeyler değildir. Çoğu tuzak, yıllar boyunca bes-
lenmenin gücüne sahiptir ve kaldırılmayı pek de nazik karşı-
lamazlar. Hayatta kalmak için sonuna kadar savaşırlar ve izin
verirseniz sizin güzelliğinizi de yanlarında götürürler.
Fakat bu tuzaklar nasıl zaman içinde yaratıldıysa, zaman
içinde üstesinden de gelinebilir. Bu; kararlılık, cesaret ve ba-
zen de rahat bırakma gerektiren, hassas bir süreçtir. Sağlıksız
ilişkileri durdurup, “Artık yeter” diyecek cesarete sahip olmayı
gerektirir. Bu, kendinize hak ettiğiniz saygıyı ve nezaketi gös-
termeniz anlamına gelir. Fakat kendi tuzaklarınızdan kurtu-
lup özgürleşmek için en önemli şey, kendi düşüncelerinizi ve
alışkanlıklarınızı gözlemlemeye başlamanızdır. Bu farkındalık,
çözümlerin daha görünür hale gelmelerine yardımcı olur.
Bu hayat, başka birine değil size aittir. Yarattığınız şeyde
hiç mutluluk bulamıyor ve bunu değiştirmek için de hiçbir
şey yapmıyorsanız size hediye edilen her yeni gün boşa gidi-
yor demektir. Küçük bir adım ya da minik bir karar ve kendi
mutluluğunuzun sorumluluğunu üstlenmeniz harika başlangıç
noktalarıdır. Mutlu bir hayat, onlarca kez taşınmadan ve fiziksel
dünyanızda çok büyük değişiklikler yapmadan da bulunabilir.
Mesele, algınızı değiştirmeniz ve kendi arzularınızın bir kısmına
gereken değeri verecek kadar cesur olmanızdır. Siz izin vermez-
seniz kimse sizin mutlu ya da mutsuz olmanıza sebep olamaz.
Evet, başkalarının olmanızı beklediği kişi değil de kendiniz
olacak cesarete sahip olmak büyük bir güç ve dürüstlük ge-
rektirir. Ama ölüm döşeğinizde yatarken hayatınızı daha farklı
yaşamış olmak istediğinizi itiraf etmek de böyledir. Bu kitapta
bahsetmediğim birçok başka müşterim de oldu. Bu pişmanlık
ve kendi istedikleri gibi yaşamış olma isteği hepsinde ortaktı.
John, “Keşke bu kadar çok çalışmamış olsaydım” derken o
yıllar boyunca en çok duyduğum cümlelerden birini tekrarlı-
yordu. Son haftalarında balkonda oturup aşağıda, limanda ha-
yatın akmasını izlerken John bu pişmanlığın ağırlığını taşıyor-
du. Yaptığınız işi sevmenin hiçbir yanlış tarafı yoktur. Hatta
olması gereken de budur. Fakat işinizin bütün hayatınız haline
gelmemesi için dengeyi bulmak çok önemlidir. Hâlâ o harika
adamın yaptığı seçimlerin sonuçlarıyla karşılaştığında derin
derin iç çektiğini hatırlıyorum.
Charlie niıı basit bir hayatın faydaları konusundaki ısrarla-
rını dinlerken bilgeliğine ve hayat deneyimine katılmak zorun-
daydım. Gerçek değer, sahip olduklarınızda değil; kim olduğu-
nuzda yatar. Ölmek üzere olan insanlar bunu bilir. Artık sahip
oldukları eşyaların hiçbir önemi kalmamıştır. Böyle zamanlar-
da nelere sahip oldukları ya da başkalarının onlar hakkında ne
düşündüğü akıllarından bile geçmez.
En sonunda herkes için en önemli şey, sevdikleri insanlara ne
kadar mutluluk getirdikleri ve kendi sevdikleri şeyleri yaparak
ne kadar vakit geçirdikleridir. Arkalarında bıraktıkları kişilerin
de sonunda aynı pişmanlıkları duymamasını sağlamaya çalış-
mak da birçoğu için büyük önem taşımaya başlar. Ölüm döşe-
ğine şahit olduğum kimsenin hayat değerlendirmesinde, daha
fazla şeye sahip olmaya dair istekler yoktu, birinde bile. Tam
tersine, ölmek üzere olan insanların düşüncelerini çoğunluk-
la hayatlarını nasıl yaşadıkları, neler yaptıkları ve ister aileleri,
ister toplumun kendisi olsun, geride bıraktıklarının hayatında
olumlu bir değişiklik yapıp yapamadıkları oluşturuyordu.
İhtiyacınız olduğunu düşündüğünüz şeylerin çoğu, sizi tat-
minsiz bir hayata mahkûm eden şeyler olabilir. Basitlik ve bir
şeylerin sahibi olarak ya da başkalarının beklentilerini karşıla-
yarak kendini kanıtlama ihtiyacından kurtulmak, bunu değiş-
tirmenin anahtarlarıdır. Risk almak da cesaret gerektirir. Ama
her şeyi kontrol edemezsiniz. Güvenli görünen bir çevrede kal-
mak, hayat derslerinin sizi fark etmeden yanınızdan geçeceğini garanti etmez.

Cevap bırakın