Rus Escort
bayan escort
B.Düzü Escort
bayan escort
İstanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
Rus Escort
bayan escort
kayaşehir Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
İstanbul Escort
bayan escort
Bayan Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
İstanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
istanbul Escort
bayan escort
Home » istanbul escort » ŞU HAYATTA ÖLMEDEN ÖNCE PİŞMAN OLDUĞUMUZ 5 ŞEY

ŞU HAYATTA ÖLMEDEN ÖNCE PİŞMAN OLDUĞUMUZ 5 ŞEY

anadolu yakası escortŞU HAYATTA ÖLMEDEN ÖNCE PİŞMAN OLDUĞUMUZ 5 ŞEY

Huzurlu bir yaz akşamüstünde,küçük bir anadolu yakası kasabada,dünyanın dört bir yanındaki neşe dolu bir sürü konuşmayla aynı anda bir konuşma devam ediyordu.İki kişi,birbirlerine hayatlarında

olup biteni anlatıyor ve hikayelerini paylaşıyordu.Fakat bu konuşmanın diğerlerinden farkı,konuşmacılardan biri tarafından konuşmanın daha sonra hayatının en önemli dönüm noktası olarak
tanımlanacak olmasıydı.Ve bu iki bendim.
Cec Avusturalya’daki Trad and Now adlı folk müziği dergisinin editörüydü.Avustralya folk müziğine sevgisi ve desteği kadar kocaman gülümsemesiyle de ünlüydü.İkimiz müziğe
duyduğumuz sevgiden bahsediyorduk ki bu çok uygundu çünkü bir folk müziği festivalindeydik.Konuşmamızda bir gitar almak ve bir kadınlar hapishanesinde şarkı yazma kursu başlatmak
için para bulmak gibi, oan anadoluyakası escortbayanlar hayatımdaki zoruluklarında bahsi geçti. Cec cesaretlendiri bir ses tonuyla bana,”Kursu başlatmayı başarabilirsen bana haber ver,bunun hikayesini yayınlarız”dedi.
Bundan bir süre sonra gerçekten de kursu hayata geçirmeyi başardım ve dergiye deneyimlerimle ilgili bir hikaye yazdım.Bu hikayeyi yazmayı bitirdiğimde kendimi neden daha fazla hikaye
yazmadığımı sorgularken buldum.Sonuçta her zaman yazmayı sevmiştim.Küçük,çilli bir kızken dünyanın dört bir yanındaki mektup arkadaşlarıma sürekli mektuplar yazardım.
O günler, insanların hala el yazısıyla mektup yazıp zarflara koydukları ve onlerı posta kutularına attıkları zamanlardı. Yazma alışkanlığımı,yetişkinliğimde de sürdürdüm.
Arkadaşklarıma el yazısı mektuplar yazmaya ve yıllarca günlük tutmaya devam ettim.Daha sonra da şarkı sözü yazarı oldum.Yani yazmaya devam ediyordum,sadece artık bir elimde kalem,
bir elimde de gitar penası vardı.Fakat mutfak masamın üstünde sıradan bir tükenmez kalemle bir parça kağıda yazdığım o hapishane hakkındaki hikaye,içimdeki yazma aşkını
bir kez daha alevlendirdi.Cec’e teşekkürlerimi ilettim ve kısa süre sonra inetnette bir blog a.ıp yazmaya başladım.Bunu takip eden olaylar hayatımı olabilecek en iyi biçimde
etkiledi.Yaklaşık bir yıl sonra bir çiftlik bölgesinde farklı bir kulübede yaşıyordum.Bir pazartesi sabahı,yazmak için verandamdaki masada otururken ara sıra yaptığım
gibi internet sitemin istatistiklerini kontrol etmeye karar verdim.Yüzümde şaşkın ama çok mutlu bir ifade belirdi.Ertesi gün bir kez daha baktım,sonrakigün bir daha…
Gerçekten büyük bir şeylerin olduğu belliydi.Ölmeden Önce En Çok Pişman Olduğumuz Beş Şey adlı makale, sanki kanıtlanmıştı.
Dünyanın dört bir yanından,yazıdan kendi bloglarından alıntılar yapmak isteyen yazarlar ve yazıyı bir çok dile çevirmek isteyen çevirmenlerden yüzlerce e-posta gelmeye başladı.
İnsanlar yazımı İsveç’te trenlerde,Amerika’da otobüs duıraklarında,İrlanda’da kahvaltı masalarında ve dünyanın dört bir köşesinde çok farklı mekanlarda okuyordu.
Okuyan herkes yazıda anlatılanlara katılmuyor;fakat bu,yazının dünya çaındaki yolculuğuna devam etmesine yetecek kadar tartışmanın başlamasına sebep oldu.Yazdıklarıma katılmayan
azınlığa,cevap verdiğimde şunu söylüyordum:”Elçiye zaval olmaz.”Ben sadece ölmekte olan insanların benimle paylaştıkları şeyleri anlatmıştım.Gerçi yazıya aldığım tepkilerin
yaklaşık yüzde doksan beşi çok güzeldi.Ve bu,kültürel farklılıklara rağmen ne kadar çok ortak noktamız olduğunu da gösteriyordu.
Ve tüm bunlar olurken ben kulübemde yaşıyor,kuşlardan ve diğer vahşi hayvanlardan oluşan manzaranın keyfini çıkarıyordum.Her gün verandamda oturup çalışmaya ve önüme çıkmaya
başlayan fırsatlara ‘evet’demeye devam ettim.Bundan sonraki aylarda,Ölmeden Önce En Çok Pişman Olduğumuz Beş Şey adlı yazımı bir milyondan fazla insan okudu ve bir yıl içinde
bu sayı üç katına çıktı.

DEVAM EDECEK….

Cevap bırakın